• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

fakirleri doyurma ile sadaka arasındaki fark



Biz sizlere hastalıkların üzerinizdeki bir kul hakkından geldiğini, o kul hakkınıda fakirleri doyurarak kapatabileceğinizi, kapattığınız anda da hastalıktan kurtulduğunuzu söylüyoruz. Örneğin; şeker hastalığınızmı var. "Rabbim şeker hastalığıma sebep olan kul hakkı ne ise onun üzerimden kalkması niyetine, mağdur edilenlerin ruhuna gitmesi niyetine niyet ettim 100 fakiri doyurmayı deyip bir kişinin fitre bedelini 100 ile çarpıyor ve paranızı kızılay veyahut aş pişiren ve güvendiğiniz bir hayr kurumuna havale ediyorsunuz. Sonrası o organın kendisini toparlaması için bir kaç gün mühlet veriyorsunuz. Bir kaç gün sonra kan şekerinizin düşmeye başladığını göreceksiniz. Eğer halen istenilen seviyelerde değilse o zaman tekrar aynı niyeti yapın ve para havale edin. Bazıların ataları diğerlerinden daha sabıkalı. Biriniz 100 fakiri doyurarak hesabı kapatabilir başka birisi 1000 fakiri doyurarak. Hiç bir değişiklik olmazsa, demekki kötülük sizde siz aynaya bakıp halinizi düzelteceksiniz. Biz bütçenizi fakirleri doyurmaya ayırın, diğer hayr işlerinizi erteleyin ilk önce üzerinizdeki kul hakkından kurtulmanın yoluna başvurun dememize rağmen, bazı okurlarımızın halen sadaka işlerinde israr ettiğini görüyoruz. Sadakanında fakirleri doyurma gibi aynı yola çıktığına inandıklarını görüyoruz. Bu yazı vesilesiyle sadaka nedir, sadaka ile fakirleri doyurma arasındaki fark nedir bunu öğrenmenizin vakti saati geldiğini düşünüyoruz. Sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.


İslam dini ve kurallar

Değerli dostlar; İslam dini kurallar dinidir ve Allah herkesin kendisi dahil bu kurallara uymasını bekler. Örneğin siz kurban parasını fakirlere dağıtarak kurban ibadetini yerine getirmiş sayılıyormusunuz? Hayır. Sizden o kanı akıtmanız bekleniyor. Ben o kurbanın parasını dağıtıyorum dolayısıyla benim kurban kesmeme gerek kalmadı diyebiliyormusunuz? Hayır. Kabul. Sadakada bir ibadet ama en nihayetinde bir kurban kesmek değil. Örneğin; kara büyülerde bir canlının kanı akıtılır. Kan akıtmadan bir sadaka vererek o büyüyü gerçekleştirebilirmisiniz? Hayır. Kan akıttığınızda çok farklı bir sihir bir güç ortaya çıkıyor, sadaka yaptığınızda çok farklı. O yüzden lütfen ibadetleri birbiri ile karıştırmayın. Her ibadetiniz diğerinden farklı bir amaç ve niyet içerir.

Fakirleri doyurmak

Sadaka yapmanın elbette bir hikmeti var onunda ne olduğunu size bir alt paragrafta açıklayacağız, ancak konu hastalıklara çözüm bulmak ise o zaman bizim başvurmamız gereken ibadet şekli sadaka değil fakirleri doyurmak. Hastalıklar üzerinizdeki kul hakkından gelir. Hastalığı yenmekte o kul hakkını kapatmaktan geçiyor. Kul hakkını kapatmanında iki yolu var ya fakirleri doyurmak ya da oruç. Kur'an-ı Kerimi açın ve okuyunuz, gerek Mücadele Süresi; 4/ Maide Süresi; 95/ Maide Süresi; 89/ Nisa Süresi; 92, söz konusu kul hakkı olunca Allahu Teala fakirleri doyurmaya işaret ediyor.
Kul hakkını üzerinizden kaldırmanın başka bir yolu yok. İstisnasız, söz konusu kul hakkı olunca Ayetler her defasında fakirleri doyurmayı emrediyor. Buna imkanı olmayanlarında oruç tutmasını.
Allah hatta bir fakiri doyurmanın kaç gün oruca bedel olduğunu bile aktarıyor. 10 fakiri doyurmak üç gün oruca bedel (Maide Süresi; 89). Allahu Teala konuyu bu kadar detaylı aktarmışken halen farklı yöntemlerde israr etmeniz anlaşılır birşey değil. Bir kul'a borçlu olduğunuz zaman Allah başka bir kul'un en temel ihtiyacını giderme ile emreder; karnını doyurmak. İmkanı yoksa kendisinin yememesini emreder. Ya yemeyeceksiniz ya da yedireceksiniz. İster bundan hoşlanın ister hoşlanmayın, Allah bir kul hakkına karşılık olarak başka birinin hayatını kurtarmamızı emretmiş. Yemek eşittir hayatta kalmak. Gıda insanın en temel ihityacı. Her yıl milyonlarca insanda bu temel ihtiyaca ulaşamadıkları için ölüyor. Allahta birine borçluysanız başka birinin hayatını kurtararak o borcu kapatabiliyorsunuz diyor. Bu can kurtarma olayınada arkadaşlar sadaka ve diğer hayr işleri ile yapamıyorsunuz. Sadaka ile belki kişinin dünyevi ihtiyaçlarını karşılıyorsunuz, ama dünyanın başka bir yerinde birisi açlıktan can çekişirken sizin dünyevi işler ile uğraşmanız ne kadar mantıklı bunuda siz düşünün. Allah için mantıklı değil dolayısıyla Allah yedirmeyi farz kılmış. Şeytanlar insanı şifadan doğru olandan uzak tutar. Hayr sadaka ve tövbe işleri ile uğraştırır, kendisine dokunan ibadete ama yönelmenize izin vermez. Umarız fıtratınıza kolay gelen ibadete değil, şeytanınıza dokunacak olan ibadete yönelirsiniz. Söz konusu kul hakkı olunca önünüzde tek seçenek var ya yedireceksiniz ya da yemeyeceksiniz (oruç). Örneğin; ramazan günlerinde oruç tutamadığınız her günün bedelini sadaka vererek tövbe ederek değil, başka birinin günlük gıda ihtiyacını karşılayarak ödüyorsunuz (fitre). Birisine yemek yedirerek kul hakkını kapatıyor olabilmemiz mantığınıza yatmış olabilir, afikada myanmarda onca aç insanı görünce bu çözüm yolu güzel akıl edinmiş gibi gelebilir size, kendinizin yemek yememesi nasıl kul hakkını kapatıyor bunu ama mantığınız tam almamış olabilir, bunun içinde "oruç" yazımızı lütfen okuyunuz.


Sadaka

"Onların mallarında belli bir hak vardır. İsteyen ve istemeyen yoksullar için." (Meariç Süresi; 24-24). Üzerinizde iki tür hak var birisi Allahın hakkı diğeri ise hakkını yediğiniz insanların. Allah kendisine olan borcu (Meariç Süresi; 24-25) vekillerine ödemenizi ve bu sayede kendisine olan hesabı kapatabileceğinizi söyler. Allahın yeryüzündeki vekilleri kim; "Sadakalar, -Allah'tan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekat) işinde görevli olanlar, kalpleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe Süresi; 60). Fakirler, düşükünler, yoksullar, borçlular vs bunlar Allahın vekilleri. Not: yoksul ve yetimlere yapılan saldırıları Allah kendisine yapılmış sayıyor. Lütfen yoksul ve yetimlere karşı çok hassas olalım. Bunlara yardım ederekte Allaha olan borcunuzdan kurtulabilirsiniz. Allaha olan borçlar nedir? Bunu "tövbe" ile ilgili yazımızda detaylandırıyoruz. Bu hesapları kapatmak neden önemli? Borçlar ödenmediği zaman bir ceza iner. Ya bu dünyada (kaza ve belalar) ya da ahiret hayatında. Eğer bir cezanın size inmesini istemiyorsanız borçlarınızı kapatmalısınız. İnsanın kurduğu düzende böyle değilmi? Bankaya olan borcunuzu kapatmazsanız icra memurları kapanıza dayanıyor. Sadakaya atalarımız ne demiş, kaza ve belalardan korur demiş. Gerçektende durum böyle. Sadece, onların hesap etmediği bir ayrıntı var onuda biz bu yazı vesilesiyle size aktarıyoruz, o da üzerinizde iki tür borcun bulunduğu birisi Allaha diğeri kul'a ve sadakanın sadece Allaha olan borcu kapattığı diğerini değil. Bu ayrıntıyı İslam alimleri ve atalarımız bizlere aktarmamış, biz bunu şimdi size aktarmış olalım. Artık biliyorsunuz. Allahu Teala kendisine olan borçtan feragat ediyor (Allah muhtaç değil), benim hakkımı fakirlere yoksullara yetimlere dağıtın diyor. Bunada biz sadaka veya malın zekatı diyoruz. Allahın hakkını siz sadaka ile kapatabiliyorsunuz, kul' a olan hakkı ama değil. Allah gıdaya muhtaç değil, dolayısıyla kendisine olan borcu herhangi bir hayr işi ile kapatabilirsiniz. Yine kıssas kuralına göre. Malınızdan verirseniz malınızı kazadan korursunuz, emeğiniz ile yardım ederseniz emek sarfeden o kollarınız bacaklarınız gövdeniz kaza ve belalardan korunur. İnsanların bilmediği ayrıntıda bu. İnsanlar üzerlerindeki hakkı kapatmak için sadakaya odaklanıyor, bu takdir edilecek bir davranış fakat eksik bunu biliniz. Sadakalar önemli ama sadaka ile kul hakkın kapanmadığını lütfen biliniz. Örneğin; sadakamı yoksa fakirleri doyurmamı, hangisine öncelik vermemiz gerektiğini nasıl anlarız? Hastalıktan. Hastaysanız ruhsal sıkıntılarınız varsa bilinki üzerinizde bir kul hakkı var. Allahın hakkı nadiren hastalık olarak bize geri döner. Kul'a olan hak ama ahiret hayatını beklemez, kişinin lanet ve bedduası orantıda size bu dünyada bir musibet olarak geri döner. Üzerinizde hastalıklar yoksa bol sadaka yapın. Hastalıklar varsa ve hastalıktan kurtulmak için çare arıyorsanız o zaman bol fakirleri doyurun.


Niyet

Niyet ibadetlerinizin adresini belirler. Niyetsiz bir ibadet, üzerinde adresi olmayan bir mektup gibidir. Ne niyetine o ibadeti yaptığınız mutlaka belirtmelisiniz. Örneğin; fakirleri doyuracaksanız niyetiniz şu şekilde olmalı; "Rabbim üzerimdeki haklara kefaret olarak fakirleri doyuruyorum sen kabul et. Üzerimde kimin hakkı varsa onun ruhuna bağışla." Yani kendi adınıza veya atalarınızın ruhuna o ibadeti yapmıyorsunuz. Kimin üzerinizde hakkı varsa onların ruhuna gitmesi niyetine yapıyorsunuz. O sevaplar mağdur edilenin ruhuna indikçede, üzerinizdeki haklar kapanıyor. Siz dünyanın bir yerinde o kişi adına bir fakir doyuruyorsunuz, dünyanın farklı bir köşesinde de o ibadetiniz o kişiye aile huzuru, sağlık, kısmet, bereket veya bol kazanç kısacası o kişi en çok neye muhtaçsa o olarak iniyor. Ne güzel bir hesaplama ne güzel bir düzen ne güzel bir döngü değilmi? Oruç ile ilgili yazımızı okursanız konuyu daha iyi anlarsınız.


Özet

Önümüzde iki tür ibadet var, ikiside farz ama birisi diğerinden farklı amaç güder
. Birisi malınızın paylaşımını amaçlar diğeri ise malınıza bulaşan haramı ayıklamayı. Sadaka sizin malı artırır, fakirleri doyurma ise mağdur ettiklerinizin malını artırır. Sadaka fakirleri borçlarından kurtarır, fakirleri doyurma ise sizi borçtan kurtarır. Sadaka fakirlere balık avlanmayı öğretmeye, fakirleri doyurma is o fakirlere balığı vermeye benzer. İkiside fakirlere hitap eder ama birisi fakirin borcunu kapatır diğeri ise sizin. Birisi Allaha olan borcu kapatır diğeri ise kul'a olan. Allaha olan borçta sizde nadiren sıkıntı yaratır, bir kul'un borcu üzerinizde olması ama sizde istisnasız sıkıntı yaratır. Başka birisinin hakkı bizde olduğunu nasıl anlarız? Hastalıklardan. Hastalandıysanız bilinki üzerinizde bir kul hakkı var, o kul hakkınıda sadaka ile değil ancak fakirleri doyurarak vey oruç tutarak üzerinizden kaldırabilirsiniz. Ya yedireceksiniz ve can kurtacaksınız ya da yemeyerek can kurtaracaksınız. Malınız ve üzerinizdeki haram, sadaka ile değil ancak bu şekilde temizleniyor. O yüzden hastalandığınızda sadaka işleri ile uğraşmayın fakirleri doyurmanın veya oruç tutmanın yolunu arayın. Örneğin; üzerinizde birilerin hakkı varken sadaka yapmak, farz varken sünnete odaklanmaya benzer. Bir düşünün, birine borcunuz var ama siz o borcu kapatma yerine bol bol hayr işleri yapıyorsunuz. Borcunuz olan kişi sizi kınamazmı, benim borcumu ödemiyor gidiyor afrikada su kuyusu açıyor, Allah akıl fikir versin demezmi? Der. Eğer üzerinizde hak varsa Allah ilk önce kul'a olan borcu kapatmanızı bekler. Allah muhtaç değil, kul ama muhtaç. O yüzden ilk önce kul'a olan borcu kapatın, malınızdaki haramı ayıklayın sonrası Allah ömür ve imkan verirse Allaha olan borca (malın zekatı) yönelirsiniz. Allaha olan borç asla bitmez. Size bahşedilen göz kulak ve kalpten ötürü Allaha borçlusunuz size bahşedilen hayattan ötürü Allaha borçlusunuz, size bahşedilen aile mal ve mülkten ötürü borçlusunuz, aylık maaşınızdan ötürü borçlusunuz vs. Nefes aldığınız müddette Allaha borçlanmaya devam ediyorsunuz ve size verdiğinin zekatını (sadaka) ödemek zorundasınız. Sadaka namaz gibi hayatımızın son nefesine kadar bize farz. Fakirleri doyurma ise ramazan ayı dışında sadece kul'a borçlu olduğumuz an farz, diğer günlerde sünnet.