• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Kur'an-ı Kerimde nesh varmı?


Nesh- bir hükmü değiştirmek, iptal etmek


Değerli dostlar;


itiraf ediyorum, İslam aleminde nesh inancı olduğunu bilmiyordum.
Siz biliyormuydunuz? Biz bunu öğrendik ve şoke olduk. Bunlar ne diyor neyi savunuyor diye biraz araştırma yaptığımızda da ilginç bir detay ile karşılaştık, konuyu savunan veya reddedenlerin kelimelerin kök anlamı üzerinden tartışma yürüttüğünü farkettik. Biz bunu daha önce nerede görmüştük, uzaylı takıntısı olan gizem avcılarında görmüştük. Biz buna detayda insanı kaybetmek veya kıçından sallamak diyoruz. Akıl veri ile hareket eder, bir konu hakkında veri olmayıncada bu insanlar ne yapıyor, akıl ile değil kıçları ile hareket etmeye başlıyor. Örneğin; zülkarneyn as. Allah zülkarneyn as hakkında bize bilgi aktarmamış, yani ortalıkta hakkında veri yok. Veri olmayıncada bunlar ne yapıyor, kıçlarından sallıyor. Örneğin; zülkarneyn isminin anlamı boynuz, boynuzda kafanın iki tarafından çıkar, bu da iki boyuta simgeler, bu da boyutlar arası seyehat yaptığı anlamına gelir diyorlar. Bir isimden boynuz boynuzdanda boyutlar, boyutlardan da boyutlar arası seyehatı çıkarmaya bizler kıçından sallama diyoruz. Sizin gibi konulara vakıf olmayanlar ama boyutlar arası geçişler duyduğu an, bilinmeyene yönelik merak devreye giriyor ve ne kadar ilginç diyorsunuz. Size buradan kısa bir tavsiyemiz olsun; birileri eğer kelimelerin kök anlamı ile uğraşıyorsa kelimelerin kök anlamından size birşeyler anlatmaya çalışıyorsa, bilinki o insanlar o konu hakkında sıfır bilgiye sahip, bilinki o insanlar kıçlarından sallıyor. Size kurdukları tuzak şu; bunlar kelimelerin kök anlamı üzerinden gözle görülür boyuttan sizi çıkarıyor ve sizi soyut boyuta taşıyor. Hayal alemine girdiğiniz zamanda herşey size makul gelmeye başlar. Kelimeler böylesine bir sihir içerir. Sizi gerçeklerden koparır ve sanal bir alemin içine sokar. İnsanları gözlemleyin, insanlar eğer kelimelerin kök anlamı ile size geliyorsa bilinki sallıyorlar, onlardan uzak durun. Örneğin; nesh inancına sahip olanlar. Bunları dinlediğinizde kelimelerin kök anlamı üzerinden gittiklerini görüyorsunuz. Neden? Neden, çünkü kelimeden bir tabaka dışarıya çıktıklarında (cümle), bir tabaka daha dışarıya (Ayet), bir tabaka daha dışarıya (bir önceki veya sonraki Ayet) herşey aleyhlerinde oluyor, tezlerini savunamaz oluyorlar. Görünür boyuta geçtikçe olaylar aleyhlerine döndüğü içinde, onlar sizi bir noktada bir kelimede tutmaya çalışıyor. Örneğin; Allah. Allahu Teala kendisini tanıtmak istediğinde büyük fotoğrafa bakmanızı ister. Detaylara bakın demez, büyük fotoğrafa bakın der. Dağlara ovalara, çift çift yaratılan hayvanlara, göğe bakmanızı ister. Neden, çünkü akıl gözle görüneni anlar, gözle görünmeyeni değil. Allah gözle görünen üzerinden bize nasihatlar verdiği için bizlerinde öyle hareket etmesini ister. Kim bunun aksine hareket eder? Şeytan. Allah ile şeytan arasındaki fark; Allah büyük fotoğrafa bakmanızı ister, şeytan ise detaya. Birileri eğer kelimelerin anlamı üzerinden gidiyorsa bilinki Allahın değil şeytanın yolunda. Kim sizi kelimelerin lügat anlamı ile ikna etmeye çalışıyorsa, size büyük fotoğrafı göstermiyorsa bilinki şeytanlık peşinde. Nesh olayını reddedenlerinde tam bu tuzağa düştüğünü görüyoruz. Kur'an-ı Kerim neden iptal edilemez, bu mantık dışı, nedenide şu şu şu demeleri gerekirken, size büyük fotoğrafı anlatmaları gerekirken, maalesef onlarda sayfalarını kelimelerin lügat anlamı ile dolduruyor. Biz burada kelimelerin lügat anlamı veya kökü üzerinde durmayacağız, sizinle kelime oyunları oynamayacağız, başkaların değil kendi fikirlerimizi size sunacağız ve direk konuya gireceğiz; Kur'an-ı Kerim Ayetleri neden iptal edilemez bunu size anlatacağız.

İçinde yaşadığımız salaklar camiası

Nesh kelimesini kullananlara bakıyoruz, sanki ellerinde
Ayet üstü, dünya dışı sihirli bir Kelime var, nesh kelimesi ile abracadabra diyorlar ve onların nezdinde o şey bir anda yok oluveriyor. Sizide nesh edebilirler, aman dikkat, isminizin önüne veya arkasına o kelimeyi koyarlarsa bilinki, onların nezdinde sizde nesh oldunuz, iptal edildiniz ve yoksunuz, geçmiş olsun. Sizin halen önlerinde görünüyor olmanız ve tüm heybetinizle dimdik ayakta durmanızda (iptal edildi dedikleri Kur'an Ayetleri), onlar için birşey ifade etmiyor. Onlar nezdinde nesh kelimesi Ayetleri nesneleri ve canlıları iptal eden sihirli bir kelime. İsminizin önüne veya arkasına nesh kelimesi koyulduğu an geçmiş olsun, onların nezdinde artık siz yoksunuz! Şaka yaptığımı sanıyorsunuz, ama hayır, buna inanan salaklar ve buna susan daha büyük salaklar var. Bunlar hatta hadislerin bile Ayetleri iptal ettiğine inanıyor. Bırakın bir Ayetin diğerini iptal etmesi, onlar hadislerinde Ayetleri iptal ettiğine inanıyor. Biz maalesef böylesine, salaklar tarafından kuşatılan bir İslam camiası içinde yaşıyoruz. Bir hadis bir Ayet ile çatıştığında, hadisi sorgulaması gerekirken onun yerine Allahın Ayetini iptal ediveriyor gidiyor, kafaya bakarmısınız. Ataistlerin sürekli Kur'an-ı Kerimi çürütmek için çaba gösterdiklerini biliyordukta, kendi içimizde böylesine salakların varlığını bilmiyorduk. Bu iddialar karşısında diyanet ayaklanması, ilahiyat profesörleri bas bas bağırması gerek, fakat herkes sus pus. Gariban dinim benim. Allahın dinine kitabına sahiplenen kimse yok. İlahiyatı bu yıl bitiren bir yakınım, o bile hadislerin Ayetleri iptal ettiğine inanıyor. Ben şok! Bunlara üniversitelerde ne bilgisi veriyor veya vermiyorlar, ne içiriyorlar? Sonunda anladımki arkadaşlar, Allah boşuna İslam alemini yangın yerine çevirmemiş. Nereye bakarsanız bakın, kaç yüz yıl geriye giderseniz gidin İslam alemin her yeri sapkın inançlar ve salaklarla dolu. Allahu Teala bize az bile yapıyor, ben olsaydım kendim dahil yeryüzünde zerre Müslüman bırakmazdım. Hiçbirşeyi hak etmiyoruz. İçimdeki öfkeyi ve üzüntüyü anlatamam size..


Nesh

Genelde bir konu hakkında bir yazı kaleme almaya karar verdiğimizde, oturuyoruz ve bir iki saat içinde yazıyı bitiriyoruz. Bir sonraki günlerde de yazı üzerinde ufak tefek retuşlar, eklemeler yapıyoruz o kadar. Bu konuya ama nasıl bir giriş yapacağımıza gerçekten şaşırdık. Yazının devamı için sizi belki bir kaç gün veya hafta bekletebiliriz. Konunun karmaşıklığından değil, tam aksi çok net olmasından ötürü. Örneğin; g
üneşin varlığı o kadar çok açık ve net, ama birileride kalkıyor ve size diyorki, hayır ortalıkta güneş yok ve tüm mahallede bunda hemfikir. Şimdi, o mahalleye güneşin varlığını nasıl anlatırsınız? Biz bu kadar net bir konu hakkında bir yazı kaleme alacağımızı hiç düşünmemiştik. Ataistlerin sürekli Ayetleri çürütmeye çalıştığını biliyorduk ama kendi mahallemizden, kocaman alim ve cemaatlerin böylesine sapkın bir inanca düşmesi, inanın bu bizi şoke etti. Bu konuyu tartışanlar kelimelerin anlamı üzerinden tartışma yürütüyor, biz bunu yapmayacağız. Konumuz kelimelerin lügat anlamı değil, Kur'an-ı Kerimin içindeki bir Ayet başka bir Ayeti iptal edermi etmezmi, konumuz bu. Biz kendi tezimiz kendi argümanlarımız ile yola çıkacağız. Biz başkalarını referans almadan, sadece Kur'an-ı Kerim üzerinden nesh olayını çürütmeye çalışacağız. Önümüzeki günlerde birşeyleri yazar ve sileriz, istediğimiz girişi yapıncaya kadar. Şimdilik bu giriş ile yetinin, bizi takip edin, devamı peyderpey gelecek......


Kelime oyunları- Rad Süresi 39
Kelimeler ile nasıl oyun oynadıklarını, sizi nasıl kandırdıklarını anlamınız için, iki hayali cümle üzerinden size bir örnek vereceğiz; "(1) dün akşam mediamarkt'a gittim. (2) Monitor, klavye ve mouse aldım". Şimdi, bu iki cümleyi arka arkaya sıralanan iki Ayet olarak varsayın. Neshciler şunu yapar; ikinci cümlenin içindeki mouse kelimesinden herkes bir bilgisayar aksesuarını çıkarırken, neshciler mouse kelimesini alır ve mouse kelimesinin kök anlamından yola çıkarak burada aslen bir kemirgen hayvandan bahsedildiğini size söyler. Cümle hangi bağlamda kullanılmış başka ne kelimeleri içeriyor buna bakmazlar, bir kelime üzerinden sizi ikna etmeye çalışırlar. Halbuki cümlede monitor ve klavyeden bahsediliyor, yani burada bir mouse ile bir bilgisayar aksesuarın kastedildiği çok aşikar. Onlar ise hayır derler, bir monitor ve klavyanın yanında bir tanede kemirgen alındı, çünkü kelimenin kök anlamı tartışılmaz derler. Halbuki bir önceki cümle buna da açıklık getiriyor, mediamarkt'a gitti diyor. Mediamarkt bilgisayar aksesuarların satıldığı bir yer, hayvanların satıldığı bir yer değil. Neshciler ama bir önceki cümle veya sonraki cümleye bakmazlar, kelimenin geçtiği cümleyede bakmazlar, onlar sadece ve sadece bir kelimeya balar ve bunun üzerinden meal ve tefsirlerini yazar ve çizerler. Neshcilerin nasıl hareket ettiğini şimdi daha iyi anladınızmı? Örneğin; "Allah dilediğini siler, dilediğini de yerinde bırakır; ana kitap onun katındadır" (Rad Süresi; 39). Bu Ayet bizlere birşeyin silindiğini anlatıyor, neyin silindiğinide aslında gizemde bırakmıyor cümlenin içinde anlatıyor. Kaderin yazıldığı, Allah katında olan levh-i mahfuzun kastedildiğini bize söylüyor. Cümleyi okuduğunuzda, siler kelimesi ile neyin kastedildiği çok rahat anlıyorsunuz. Neshciler ama kelime odaklı yorum getirdiği için, o kelimenin önüne veya arkasına veya cümleye veya bunun hangi bağlamda kullanıldığına bakmıyor. Hani cümlenizden bir kelimeyi cımbızlayıp sonrası bununla sizi karalamaya çalışanlar var ya, işte onlar ile neshciler aynı kafanın ürünü. Bunlar bir Ayetin içindeki "siler" kelimesini alıyor, kelime hangi bağamda kullanıldı buna bakmaksızın, siler kelimesi ile Ayetlerin kastedildiğini söylüyorlar. Ne kadar ilginç değilmi; bir Ayetin içinde "siler" kelimesini gördüğünüzde aklınıza binbir çeşit şey gelebilir, ama hiçbirimizin aklına bununla Ayetlerin kendisinin iptal edildiği gelmez. İşte neshcilerin geliyor. Buradanda bunların nasıl sapkın bir düşünce boyutuna sahip olduğunu çıkarabilirsiniz. Siz Ayetleri okuduğunuzda günlük hayatınızla ilgili sorunlara çözüm ararsınız, neshciler Ayetleri okuduğunda onlarla Ayetlerle ilgili sorun arar. Farkı görüyormusunuz. Siz kendi açığınızı kapatmak için Ayet okursunuz, onlar ise Ayetlerin açığını yakalamak için okur. Niyet farkını görüyormusunuz. Buradaki s
iler kelimesi ile levh-i mahfuzun kastedildiğini başka nereden çıkarıyoruz? Bir önceki Ayetten; "... Her müddetin (yazıldığı) bir kitap vardır" (Rad Süresi; 38). Mediamarkt örneği gibi, uzağa bakmalarına gerek yoktu, bir önceki cümleye yani Ayete baksalardı bununla neyin kastedildiğini rahat çıkarırlardı. Her müddetin yazıldığı Kitap ile levh-i mahfuzun kastedildiğini başka nereden çıkarıyoruz? "Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce Kitap'da bulunmasın. Doğrusu bu Allah'a kolaydır" (Hadid Süresi; 22). İslamda kurban, sadaka ile kaderimizde yazılı olan kaza ve belalardan kurtulma inancı var ya, işte silmekle Allah bunu kastediyor.

Son Kitap
İlahi düzen çok basit; Allah peygamberlerini indiriyor, o peygamberlerle birliktede yasa ve hükümlerini. Her peygamberin bir ümmeti var ve tabi oldukları yasalar. Bu yasalar bazen sahifeler olarak inmiş bazen kitap halinde. Yasalar önemli çünkü yasalar insanlara sınırlar çiziyor. İnsanlar neler yapabilir neler yapamaz bunları kendilerini bildirmezseniz, bunlar suç işlediğinde bunlara cezada kesemezsiniz, örneğin cehennemde yakmak. Peygamberler ve yasalar, yürütme organı ve yasama organı gibi birbirinden ayrılmaz ikilidir. İnsan kendi yazdığı anayasasında nasıl dönem dönem değişikliklere gidiyorsa, Allahta dönem dönem insanların ihtiyaçlarına göre anayasa kitabında bir değişikliğe gitmiş. Örneğin; eskiden internet yoktu dolayısıyla o alanı denetleyecek yasayada gerek yoktu, günümüzde ise internet var, şimdi o yasalar bir zorunluluk. Allahta insanların ihtiyaçları, yaşadıkları dönemin şartları doğrultusunda bir kaç bin yılda bir bu yasalarda bir değişikliğe gidiyor. Bu değişimin Kur'an-ı Kerimlede son bulduğunu söylüyor. Son bulduğunu nereden anlıyoruz; "Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmişlerdir; oysa o, değerli bir Kitap'dır. Geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeğe layık olan Allah katından indirilmedir" (Fussilet Süresi; 41-42). Ne bugün ne de yarın bu kutsal kitabı ve içeriğini iptal kılacak bir güç yoktur diyor. Bundan daha net bir cümle olabilirmi?

Ayetlerin bütünlüğü
Eğer bir Ayetin değiştirilme vakti geldiyse, o zaman Allahu Teala bu değişimi bir Ayetle sınırlandırmıyor, kitabın tümünü iptal ediyor ve yeni bir Kitap indiriyor. Evet, geçmişte Ayetler iptal edildi, fakat o iptaller Ayetler ile sınırlı kalmadı, bir Ayetle birlikte hepsi iptal edildi. Ayetler Kitap olarak iner ve kitap olarak kalkar. Bir Ayet ne bugün ne de geçmişte tek başına kaldırıldı. Siz Ayetleri bireylerden ibaret olduğunu sanıyorsunuz, hayır; Ayetler birey olarak değil, bir bütünün parçası olarak iner. Birisini iptal ettiğiniz anda tümü iptal olur, sıfırdan yeni bir Kitap indirmek zorunda kalırsınız. Tevrat ve incilin iptal olup, sıfırdan bir kitap (Kur'an-ı Kerim) indirilmesi gibi. Ayetler bir domino taşı gibi biri birbirine bağlıdır, birisini çıkarırsanız hepsi devrilir ve anlamsızlaşır. Bunu ebced hasabı ile uğraşanlar daha iyi bilir. Kur'an-ı Kerimin mucizesi o bütünlükte yatıyor, birisini kaldırdığınız an hiçbir hesabınız tutmaz. Neshciler, Ayetleri bireyler olarak size tanıtıyor, kitaptan bağımsız hareket eden, diğer Ayetlerden bağımsız bireyler olarak size tanıtıyor, size kurulan tuzakta burası. Kur'an kelimesinin geçtiği Ayetleri araştırınız, orada bireyler değil o kitabın bütülüğüne vurgu yapıldığını göreceksiniz. Kutsiyetin o bütünlükte yattığını, şifa ve rehber vasıfların o bütünlükte yattığını göreceksiniz. Ayetlerin birisini iptal ettiğiniz anda tüm sihir gidiyor. Bunu size anlatıyor olmamız bile bizi rahatsız ediyor, çünkü Ayetleri açıp okuyan herkes sihrin bireyde değil bütünlükte olduğunu bilir. Siz bir Ayeti şifa adına okusanız bile, o Ayet enerjisini kitaptan alır. Kitap yoksa o Ayetin enerjiside gider. Kitapta enerjisini bir bütünden alır. O bütünden bir halkayı çıkardığınızda, kitap parçalanır gider, hükmü geçerli dediğiniz Ayetlerden bile şifa bulamazsınız. Anladınız. Size kurulan tuzak, Ayetlerin birey olduğu. Yanlış. Ayetler bir bütünün parçası. Evet, Allahu Teala dilediği Ayeti hükümden kaldırır ve daha iyisini getirir; "Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin? (Bakara Süresi; 106). Fakat bunu yaptığında o Ayetle birlikte diğer Ayetlerde iptal edildiğini biliniz. Anladınız. Burada tümün kastedildiğini nereden anlıyoruz? Uzağa gitmenize gerek yok, bir önceki Ayete bakın; "Ehl-i kitaptan kâfirler ve putperestler Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini ancak dilediğine tahsis eder. Allah büyük lutuf sahibidir" (Bakara Süresi; 105). Burada bir Ayetin kastedilmediği, Allah tarafından indirilen eski kitapların kastediliğini net çıkarıyorsunuz.

İncil ve tevrat hükmün kalktığı an- Bakara Süresi 106
Biraz aklımızı kullanalım, fazla değil kuş beyini kadar kullanalım yeter, şimdi; peygamberimiz sav yahudi ve hristiyanların sözlü tacizine uğrayacak, bunlar Allah yeni bir Kitap indirmedi diyecek, üstüne Kur'an-ı Kerimle dalga geçecek (Bakara 105), Allahta Bakara 106'yı indirerek onlara değilde Kur'ana laf çakacak öylemi? B
iz dilediğimizi sileriz ile onların elinde bulunan kitaplara değilde peygamberimiz sav'ın elindeki Ayetleri kastedecek öylemi? Siz şakamısınız. Bundan sonrası neshcilere salaklar çetesi deyiniz. Neshciler Bakara Süresi 106'ya çok takılı kalıyor, içimizdeki bu kripto müslümanların bu Ayete takılı kalmaları boşuna değil. İçlerinde bir kuyruk acısı var. Bu Ayet, onların elindeki Kitabı (tevrat ve incil) nesh eden bir Ayet. Yeni bir Kitap ile ellerindekinin iptal olacağı aşikardı, bu Ayet ilede bu resmiyet kazanmış oldu. Birşeyin yasalaşması için resmi gazetede yayınlanması gibi. Neshciler boş yere bozuk bant gibi bir ileri bir geri bu Ayeti (Bakara Süresi; 106) sarıp durmuyorlar, bunlarda büyük bir kuyruk acısı var. Bu Ayet onların elindeki Kitapları iptal etti, onlarda kendi kuş beyinleri ile güya Allahtan öç alma peşinde, sen bizim kitapları iptal edersen, bizde bu Ayet ile Kur'an Ayetlerin iptal edildiğini Müslümanlara anlatırız dediler ve bunun yaygarasını yaptılar. Maalesef içimizden buna inanacak bol salakta çıktı. Kim böylesine bir sinsiliği akıl edebilirdi? İçimizdeki kriptolar. Özeti şu; ehl-i kitabın kafirleri peygamberimiz (sav)'ın yüzüne Allahın geçmiş kitaplarını (incil ve tevrat) sallıyor, bundan başka kitap yok diyor. Allahta bunun üzerine, biz diyor, biz bir Ayetin hükmünü yürürlükten kaldırdığımızda biz onun yerine daha hayrlısını getiririz diyerek, Kur'an-ı Kerime işaret ediyor. Üstüne birde onlara fena koyuyor, bu Ayeti indirerek bu günden itibaren elinizdeki kitapların hükmü kalkmıştır diyor. Anladınız.

İndiriliş şekli
Ayetler neden iptal olmaz, bunu genel mantığınıza hitap ederek sizlere anlatmaya çalışıyoruz, bu nedenlerden biriside Ayetlerin birey olarak değil bir bütün olarak indirilmiş olması (gök sema). Neshciler Ayetlerin başlangıcı olarak peygamberimiz sav alır, yanlış; Ayetler ilk önce melekler katına indi. Neshsciler Ayetlerin teker teker indiğine, şartlar değiştiği içinde bir başka Ayetin yerine başka bir Ayet indiğini iddia eder, yanlış; Ayetler bir bütün olarak indi. Nesh olayını çürüten hadise, Ayetlerin teker teker değilde bir kitap olarak inmiş olması. Neshciler bir Ayetin yerine başka bir Ayet indirildi der, bu da mümkün değil çünkü Ayetlerin hepsi bir anda indi. "Biz Kur'an-ı Kerimi Kadir gecesinde indirdik" (Kadir Süresi; 1). Bir bütün olarak melekler katına iniyor, oradanda peyderpey, Ayet Ayet peygamberimiz sav'a. Neshciler Ayetleri birey olarak görür, şartlara göre indirildiğine inanır. İslam dini ise
kaderi bilen Allah, yeryüzünde hangi olaylar vuku bulacaksa o şartlar doğrultusunda Ayetleri yazdığına, sonrası bunu Kitap halinde melekler katına indirdiğine, Allahın yazdığı birşeyinde vukuu bulmama gibi şansı olmadığına inanır. Neshciler Allahı geleceği öngöremeyen, yanlış hesaplayan birisi olarak lanse eder, o yüzden lütfen bu inançtan uzak durunuz. Kutsal kitabımızın Ayet, Ayet değilde bir bütün olarak indirilmiş olması, kendi başına nesh olayını çürütüyor. Nesh olayın çürüten bir diğer hadise ise, Ayetlerin tekrar bir araya getirilmesi. Kutsal kitabımız kitap olarak melekler katına iniyor, oradan da Ayet Ayet yeryüzüne. Yeryüzünde de tekrar kitap haline getiriliyor. Varsayalımki Allah haşa yeryüzünde bazı olayları öngöremedi, haşa yanlış hesap yaptı ve indirdiği bir Ayeti sonradan iptal etmek zorunda kaldı, o zaman soru şu; tüm Ayetler peyderpey yeryüzüne indikten sonra bu Ayetler yeryüzünde tekrar kitaba dönüştürüldüğünde, sizin iptal edildi dediğiniz Ayetler neden kitaba dahil edildi? Kitaptan elenmesi gerekmezmiydi? "Doğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz." (Hicr Süresi; 9). Allah ne melekler katına indirdiğinde ne de yeryüzünde, iptal edildi dediğiniz Ayetleri kitaptan çıkarıyor. Üstüne bunlar benim korumam altında diyor. İptal edildi dediğiniz Ayetleri ne melekler katında eliyor ne de yeryüzünde, bu da ne anlama geliyor demek iptal değil.

Not:
Bir Ayeti yok saydığınızda bilinki başka bir Ayetten ilham alamaz, şifa bulamazsınız. Bir Ayet başka bir Ayetin arkasından iş çevirmez. Birisini reddediyorsanız, hepsi kendisini reddedilmiş sayar.

Kitabın kutsiyeti
Bir Ayeti sorguya açarsanız, iptal oldu derseniz, diğer tüm Ayetleride sorguya açarsınız. Bir kaide vardır. Kitabın kutsiyeti. İçindeki herhangi birşeyi kusurlu, eksik veya hükmü ortadan kalkmış olarak gösterirseniz, bunun önüne geçemez, ileride şununda hükmü bununda diye diye tüm Ayetleri sorguya açarsınız. Böylesine bir hükme varırsanız, önüne geçemez herkes Ayetlerin sağından solundan çekmeye, tartşmaya başlar. Ne kitabın kutsiyeti kalır ne rehber olma vasfı ne şifa kaynağı olma özelliği ne de mucizesi. İnsanlar anayasa kitapçıklarını nasıl arap çorbasına dönüştürüyorsa, kutsal kitabımıza bu vasıfları yakıştırırsanız, kitabımızı kusurlu, eskik ve sürekli değiştirilen yama yapılan beşeri bir kitaba dönüşür.

Olgunlaşma süreci
İçki ile ilgili üç tane Ayet var. Neshciler bir Ayete bakıyor, sonrası bir başkasına, sonrada bize dönüyor ve görüyormusunuz bir Ayet diğer Ayetin hükmünü iptal etti diyorlar. Bunları dinlediğinizde sanki Allahtan nefret eden bir kafirle konuştuğunuzu sanırsınız. Ayetleri çürütmek için o kadar çaba gösterirler o kadar hararetlenirlerki, hedefe oturttukları Allah olduğunu unuturlar, çürütmeye çalıştıkları Allahın bir Ayeti olduğunu unuturlar. Kuran-ı Kerim kusursuz çünkü Allah kusursuz, bu içki olayında da size malzeme çıkmaz. "...Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın..." (Hucurat Süresi; 12). Sizde esma inancı olmayabilir, bizim inancımızda ama var ve bizim inancımıza göre Allah kusursuz. Allahın bir kusurunu eksiğini araştırmakta size helak dışında birşey kazandırmaz bilginize! İslam inancında bir kişinin kusurunu araştırmanın bedeli nedir ilk önce bunu öğrenin, Allahın kusurunu araştırmanın bedeli ise bundan bin kat daha fazla olacağınıda biliniz..........