• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

reenkarnasyon varmı yokmu, kaç defa dirilip öleceğiz?



Reenkarnasyon inancı hurafe bir inanç. Yazının başında sağa sola kıvırmadan bunu size direk belirtelim. Reenkarnasyon inancı ne mantıkla bağdaşıyor ne bilimle ne de inançla. Elle tutulur hiçbir yanı yok. Neden mantıkla bağdaşmıyor neden bilimle bağdaşmıyor neden inançla bağdaşmıyor bunu size bu yazı vesilesiyle aktarmaya çalışacağız. S
izlere hayrlı ve aydınlatıcı okumalar diliyoruz.

Reenkarnasyon nedir?
Öldükten sonra farklı bir beden ile tekrar dünyaya gelmeye reenkarnasyon denilir. Bu inancın çıkış noktası hindistan yöresi. Hinduizm, jainizm, sikhizm, hatta budizmin yeniden doğma inancınıda reenkarnasyon olarak görebiliriz.

Reenkarnasyon inancında yaşanılan klasik olay ne?
Yeni bir beden ile tekrar dirildiğini iddia eden kişi, bir evvelki hayatını hatırladığını iddia eder ve ilginç olanı o hayat hakkında anlattıkları doğru çıkar.

İnsanları bu inanca ikna eden unsur ne?
Yeniden doğduğunu iddia eden kişiler bir önceki hayatta kim olarak yaşadığını iddia ediyorsa o kişinin özel hayatı hakkında detaylı bilgilere sahip olduğunu görüyoruz. Başkası hakkında verdikleri bu bilgilerde insanları bu inanca sürüklemesinde ana etken oluyor. Reenkarnasyon inancın içinde cinler olduğu için, ilk önce cinler konusuna bir açıklama getirmemiz gerekiyor. Cinlerin insana nasıl bir tezgah kurduğunu size açıklamamız gerekiyor.

Reenkarnasyon inancının altından yatan oyun ne?

Farklı bir bedenle dünyaya geri döndüğünü iddia edenler, bir önceki güya yaşantılarından detaylı bilgiler verebiliyor. İnsanları bu inanca ikna eden noktada bu. Bir müslüman ama buna kanmaz. Neden? Biz müslümanlar ne kadar şükretsek az, bizler öyle bir dine sahibizki dinimiz bizi açıkta bırakmamış. Neye ihtiyaç duyuyorsak bunu bize aktarmış. Biz doğaüstü gibi görünen bir olay ile karşılaştığımızda rehberimize danışıyor (Kur'an-ı Kerim) ve o doğrultuda pozisyon alıyoruz. Rehberi olmayanlar ise herşeyi yutmaya hazır. Örneğin; birisi size geçmiş olaylardan anlattığında sizin aklınıza anında cinler gelir mahellenizdeki cinci hoca veya medyumcu gelir. Batı veya uzak doğulu birisi ama böyle bir hadise ile karşılaştığında bunu gerçek olarak algılar ve inanır. Bizler kendimizi şanslı hissetmeliyiz çünkü gerek bizim dinimiz gerek kültürümüz bizleri cinlerin varlığı ve onların oyunları hakkında haberdar eder. Bizler onların oyunlarına gelmemek için kendimizi bilgilendirebilir, önlemlerimizi alabiliriz. Başka kültürler ama böyle bir lütfa sahip değil. Ne onların inancında cinler var ne de kültürlerinde. Onlar geçmiş olayları anlatabilen birini gördükleri an, bunu gerçek kabul eder.

- Cinler bu tezgahı nasıl kurar?

Cinler bu oyunu nasıl tezgahladığı hakkında size güzel bir önek verelim; budizim inancına göre tibetin dini lideri dalai lama öldüğünde ruhu bir çocuğun bedeninde dünyaya geri döner. Hangi çocuğun bedenine indiğini tespit etmek içinde çocuk adayların önüne farklı cisimler koyulur. Hangi çocuk bir evvelki dalai lama'nın seçtiği cisimi bilirse, budizmin kurucusu shakyamunin ruhu ona indiği inanılır ve yeni dalai lama o olur. Olayın perde arkası nedir; ölen dalai lamanın içindeki cin binlerce yıl yaşar, bin yıllardır aynı cisimi seçen kendisi olduğu içinde hangi çocuğun bedenini tercih ediyorsa o çocuğa o cisimi seçtirir. Yani bin yıldır o cisimi seçen dalai lamanın ruhu değil bir bedenden diğerine sıçrayan cindir. Yani bin yıldır bir bedenden diğerine zıplayan ruh değil cindir!

- Reenkarnasyon bir şov inancı

Bizler kendimizi bol lütüfa mazhar olmuş kullar olarak görmeliyiz çünkü bizler bir mucize kaynağına sahibiz, bize doğruları anlatan ve bize nereden gelip nereye gideceğimizi bildiren bir rehbere sahibiz (Kur'an-ı Kerim). Biz başkalarını İslama davet etmek istediğimiz zaman Kur'an-ı Kerime işaret ediyoruz, Kur'an-ı Kerimde gerisini bizler için hallediyor. Böyle bir nimete sahip olmayan, yeryüzüne yayılmak ve yeni kitlelere ulaşmak isteyen inançlar ise doğaüstü birşeyler sergileme zorululuğunu kendilerinde hissseder. Uzak doğu inançları böylesine bir çıkmaz içinde. Ellerinde kutsal bir Kitap olmadığı için mucizeler gösteren peygamberlere sahip olmadığı için, mürid kazanmak veya mürid kaybına uğramamak için kendilerini birşeyler sergilemek ve göstermek zorunda hissediyor. Sergiledikleri yeteneklerde mucize içermez, bizim andoluda her cinci hoca veya medyumcunun yapabildikleri şeyler olur; ya birinin geçmişini, özel hayatını size anlatarak sizi ikna etmeye çalışır ya da uzak doğu sokaklarında olduğu gibi sokak gösterileri ile insanları kandırır. Bu tür baatıl inançlar bu tür gösteriler sayesinde mürid toplar ve makamlarını ayakta tutar. Ha, bizim tarikat şıhlarıda bu şekilde hareket eder. Onlarda kendilerini diğer tarikatlardan ayrıştırmak diğer müslümanlardan ayrıştırmak ve mürid kazanmak için birşeyler sergileme ihtiyacı hisseder. Sergiledikleri kerametlerde gökten gelmez cinler sayesinde gerçekleşir. Anlayacağınız bizim tarikatlarda bu reenkarnecilerden az yaramaz değil.

- Reenkarnasyon yöresel bir inanç

Reenkarnasyon inancına baktığımızda bunun bin yıllarca sadece belirli bir yöreye mahkum kılındığını, o yöreden dışa çıkmayı başaramadığını görüyoruz. Günümüzün iletişim çağı bu inancın yayılımını hızlandırmış olabilir ama bin yıllardır bu hiçte böyle değildi. Geçmiş çağlarda durum nasıldı? Eski çağlarda bu inanç ne zaman bir yöreden dışa çıkmaya çalıştıysa karşısında bir şahsın direnişi ile değil toplumun tamamının direnişi ile karşılaşmış, yani toplumsal baskı o inancın yayılımını sınırlamış. Neden? Cinler bir kişiyi kandırabilir ama toplumu değil. Örneğin; bir anadolu insanı yeniden dirildiğini iddia etse, o kişi ya bir hocaya götürülür ya da onunla dalga geçilirdi. Yaşadığı ortam bu iddiayı asla onaylamaz, kabul etmez, o kişi ile dalga geçilirdi ve o kişide bir müddet sonra o iddiasından vazgeçmek zorunda kalırdı. Bunu ortaçağın avrupasında yaşayan birisi iddia etmiş olsaydı o kişiye kilise tarafından şeytan çıkartma ritüeli uygulanır veya yakılarak öldürülürdü. Tarihe baktığımız zaman Kitap Ehli Dinler; İslam, Hıristiyanlık ve Yahudilik bu tür baatıl inançların kendi topluluklarında yayılımasına izin vermemiş. Bu oyunu tezgahlayan cinler toplumsal bir direniş ile karşılaştıkları için bu oyunlarını günümüzün iletişim çağına kadar, belirli bir yöreden dışarıya çıkaramamış.  

Kimler kendisini reenkarnasyon inancına kaptırır?

Reenkarnasyon inancına iki tür insan kendisini kaptırır, birinci grubun buna yöresel bir bağı bulunur bu insanların aileleri, akrabaları, komşuları ve yaşadıkları bölge buna inanır. Böyle bir ortamda doğan ve büyüyen birisi bunu sorgulamadan benimser ve buna inanır. Reenkarnasyon inancına kendisini kaptıran ikinci grubun ise buna ne yöresel bir bağı bulunur ne de dini, bunlar günümüzün iletişim çağında ortaya çıkan, içinde doğup büyüdükleri din ve kültüre bir bağ kuramayan, kendilerini ruhsal bir boşluk içinde hissedip bir arayış içine giren kişiler.

- Değerlerinize sahip çıkın, sahip çıkmazsanız yolunuzu şaşarsınız

Hayatınızı hangi kurallar doğrultusunda yaşıyorsunuz? Siz daha çok dini emirlerin koyduğu sınırlar doğrultusundamı yaşantınızı sürdürüyorsunuz yoksa yaşadığınız yörenin örf ve adetlerine göremi, yoksa siz hayatınızı her anı doya, doya yaşa (carpe diem) felsefesine göremi yaşıyorsunuz? İnandığınız şeyler sadece sübjektif bakış açılarınızı belirlemekle yetinmez, inançlarınız ayrıca sizlerin hal ve hareketlerine sınır koyar, size hangi davranışların uygun olup olmadığını söyler. Dini emirlere bağlı olan birisi bu kurallara boyun eğer ve bu inancın koyduğu sınırlar içinde hareket etmeye çalışır. Din ve kültürel değerler sizleri terbiye eden sizleri belirli sınırlar içinde tutan unsurden bazılarıdır. Eğer dini, kültürel veya ahlaki açıdan hal ve hareketlerinize yani nefsinize sınır koyabilecek değerler yok ise, o zaman sizin kabulleneceğiniz ve yapabileceğiniz şeylerin sınırı olmaz, vakit gelir nefsiniz kendisine tanrı sıfatını yakıştırır, vakit gelir bir hayvanla ilişkiye girer vakit gelir kendisinin yeniden dirildiğine inanır!

- Reklamlar
 
Küresel bir akıl yeni bir dünya düzeni bir dünya devleti kurma peşinde. Bunun içinde yöresel kültürel tüm inançları söküp almaları gerek. Aile kavramını yok etmeleri gerek. Dikkat ederseniz reklamlarda gençler kullanılır, bu gençlere baktığınız zamanda bunlarda bir örf görmezsiniz, bunlarda bir inanç ve kültür sembolü görmezsiniz bir aile bağı görmezsiniz. Reklamlarda bir gurup genci bir gurup bireyi karşımıza koyuyorlar, bunlarda yaşadıkları toprakların hiçbir değerini üzerinde taşımıyor. Reklamlar küresel aklın bizi nasıl bitirdiğini görmeniz açısından güzel bir örnek. O yüzden lütfen kültürümüze ve değerlerimize sahip çıkalım. Bunları kaybedersek bizlere herşeyi ama herşeyi inandırtırlar.

Reenkarnasyon inancı bilime, İslam dini ve genel mantığa aykırı

- Reenkarnasyon ve bilim dünyası

Bilim dünyasında ruhsal sıkıntılar ile ilgilenen bilim dalına psikiyatri bilim dalı denir. Psikiyatri bilim dalıda içinde farklı kişilikleri barındıran bedenleri bir hastalık olarak görür (örneğin; multiple personality disorder). Reenkarnasyon inancında siz ahmet veya zeynep değilsiniz, siz onca farklı kimliği içinde barındıran bir varlıksınız. Şuan ahmetsiniz, bir önceki hayatınızda ama zeynep, osman ali veliydiniz vs. Böylesine karmaşık bir ruh halinide psikiyatri bilim dalı hastalık olarak tanımlar. Biz değil bilim dünyası reenkarnasyon inancını bir hastalık olarak tanımlıyor. Hastalık nedir? Düzenden yoksun olmak, kendisine ve çevresine zarar vermek. Örneğin; daha önceki hayatınızda bir kadın olduğunuzu düşünün ve bu sefer bir erkeğin bedeninde tekrar dünyaya gönderildiniz, erkek ve kadın duyguları arasında git gelmeler içeren bir hayat size sağlıklı bir hayat olarak geliyormu? Gelmiyor. O yüzden bu inanç hastalıklı bir inanç. Bunuda biz değil bilim dünyası söylüyor. Bir de yüzlerce veya binlerce farklı insan ve hayvan hayatını yaşayan ve geçmiş yaşantılarını hatırlayan bir ruh olduğunuzu düşünün, böyle bir düzen size mantıklı geliyormu? Eğer dünya böylesine bir düzen üzerine kurulumuş olsaydı, sizce insanoğlu ruhsal boyutu sağlıklı ve dengeli bir yaşantı sürdürebilirmiydi? Hocam yaşıyorlar ya diyorsanız; insan kendisini ne olarak görürse Allah ona öyle bir yaşantı nasip eder. Kendinizi insana değilde hayvanlara akraba görüyorsanız o zaman Allah size insana değil hayvana yakınlık nasip eder. Yani bir hayvan gibi yaşamayı size nasip eder. Dönem dönem monsun yağmurları ilede ahırı temizler. Anladınız. Yoksa siz monsun yağmurların öylesine yağdığınımı düşünüyordunuz? Bir ülkenin başına sürekli birşeyler geliyorsa, bin düşünün. O çoğrafyanın kaderide bu diye birşey yok. Herşeyin altında bir hikmet ve bir neden var.

- Reenkarnasyon ve genel mantık

Reenkarnasyon inancı kendi içinde tezatlar ile dolu. Örneğin bu inancın savunucuları tekrar dirilişten bahseder, ancak bunlardan sadece birkaçı daha önceki hayatını hatırlar. Şimdi aklımıza şu sorular geliyor, bir; reenkarnasyon inancında geçmiş yaşantılar hatırlanırmı hatırlanmazmı? Eğer eski yaşantılar hatırlanıyorsa o zaman neden kendi toplulukların tamamı bunu hatırlamaz, neden bunu sadece bir kaç kişi hatırlar? Eğer hatırlanmıyorsa o zaman daha önce yaşadıklarını nereden biliyorlar? İki; bunlar tekrar dirilişi kendi topluluklarına has bir olay olarakmı görüyor, yoksa bu tüm canlılar içinde geçerlimi? Tüm canlılar için geçerli ise, yani evrenin tamamı yeni diriliş üzerine kurulu ise neden ben ve benim gibi 6 milyar daha önceden var edildiğini hatırlamaz? Eğer ama yeniden dirilmeyi kendilerine has bir ayrıcalık olarak görüyorlarsa, o zaman bu ayrıcalığın kaynağı ne? Neden biz reenkarne edilmiyoruzda onlar ediliyor?

- Reenkarnasyon ve İslam inancı

Bazı müslüman kardeşlerimiz neden olmasın, insanlar ölüm sonrası neden yeryüzüne geri dönemesin, sonuçta Allah herşeye muktedir diyor, bakınız; "Onlar orada ilk ölümden baska bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur (Duhan Süresi; 56). Anlamanız gereken ilk şey ilk ölümden başka bir ölüm yok. Yani öldür dirilt öldür dirilt diye birşey yok. Reenkarnasyonu çürüten Ayette bu Ayet. İkincisi; bazılarınızı dinliyoruz ve bakıyoruzki siz yaşamanın ne olduğunu kavramış değilsiniz. Allah öldürsün tekrar diriltsin, ne var bunda deyip yaşam denilen olayı çocuk oyuncağı sanıyorsunuz. Ne işlediğiniz sevap veya günahları yazan katip melekleri hesaba katıyorsunuz ne de mahşeri sorgu gününü. Müslüman olmayan birinin reenkarnasyon inancını makul görmesi anlaşılır çünkü onun inancında ne bir katip melek var ne de mahşeri sorgu. Siz ama nasıl böyle birşeye inanabiliyorsunuz bunu anlamış değiliz. Ayetler çok açık; "Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık" (Enbiya Süresi; 16). Bu iş çocuk oyuncağı değil. Bu işin sonunda cehennem var sonsuza dek yanma var. Sanki bir hayatın mahşeri sorgusu yetmiyormuş gibi bir de onlarca hayatın hesabınımı vermek istiyorsunuz? Hardal tanesi kadar küçük olsa dahi, yaptığınız her işin önünüze koyulacağı o mahşeri günde, kaç tane ömrün hesabını vermeye hazırsınız? "Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız; artık kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Yapılan, bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu getirir ortaya koyarız. Hesap görücü olarak biz yeteriz" (Enbiya Süresi; 47). Anlayacağınız ölüm ve yaşam çocuk oyuncağı değil. Reenkarnasyon inancına sahip insanlar bu dünyanın ebedi var olacağı inancını taşır, onlar ahiret hayatına veya mahşer sorguya inanmaz. Onlar kendi ruhlarının bu dünyada sürekli yeniden dirileceğine, bu dünyada ebedi bir hayat sürdüreceklerine inanır. O yüzden onların bu tür sapkın inançlara evrilmesi gayet normal. Siz ama daha dikkatli olmalısınız. Kur’an-ı Kerimin nice Ayetleri ölümden sonraki hayattan ve sorgulamadan bahseder. Reenkarnasyona inanmakta çok dikkatli olmalısınız çünkü buna inandığınız an Kur’an-ı Kerimin özüne ters düşersiniz, bu da İslam dininden çıkmanıza sebep olabilir. İnsanlar şunu anlamıyor, insanlar sanıyorki yeryüzündeki yaşamın altında bir hesaplama bir düzen yok. Sanıyorlarki biz öylesine anne rahminden çıkıyoruz, sanıyorlarki erkek ve kadın tesadüfen tanışıyor ve evleniyor sanıyorlarki amel defterleri yok sanıyorlarki mahşeri hesap yok sanıyorlarki kader yok sanıyorlarki cennet ve cehennem yok sanıyorlarki biz öylesine doğuyor öylesine yaşıyoruz. Böyle bir inanca sahipseniz, elbette reenkarnasyon size mantıklı gelebilir. Bir defa doğuyorsam ikinci veya üçüncü defa dünyaya gelmemde ne mahsur var diyebilirsiniz. Müslümansanız ama demezsiniz çünkü bir Müslüman, insanın öylesine dünyaya indirilmediğini bir insanın dünyaya inişi bir çok hesaplamayı beraberinde getirdiğini bilir.

- Reenkarnasyon ve fizik yasaları

Doğanın içinden bir böceği çıkardığınızda diğer canlıların yaşamınıda tehlike altına atarsınız. Her biri birbirine bağlı bir denge ve düzen içinde oraya yerleştirilmiş. Eğer doğanın kendisi bir denge içinde var edilmişse o zaman o doğanın içinde varlığını sürdüren insanların doğumları ve ölümleride rastgele ve birbirinden, o büyük yaşam alanı dediğimiz yeryüzünden bağımsız olamaz. Bilim nedir bunu kendinize hiç sordunuzmu? Bilim rakamlar veya araştırmalar değildir, bilim bir sonraki olayları hesaplama sanatıdır. Eğer doğa tesadüfler üzerine kurulu olsaydı, en basiti fizik yasaları olmazdı. Elma bazen ağaçtan aşağıya düşer bazen sağa bazen sola bazende göğe doğru havalanırdı. Atomlar kafasına göre takılır, sizde yaşadığınız alanın içinde bir sonra ne olacak ne olmayacak bunu hesaplayamaz bir belirsizlik içinde yaşamınızı sürdürürdünüz. Yasa ve düzenden yoksun bir dünyada da ne teknoloji olur ne insanlar birşey inşa edebilirdi ne elbisenin dikişi tutardı ne aş pişerdi ne de can güvenliğimiz olurdu. Hiçbir atom fizik kuralına tabi olmazdı. Odun bazen yanar bazen yanmazdı, üzerimizdeki çatı bazen durar bazen havalanır bazende çökerdi. Bildiğiniz yaşam yaşanılamaz olurdu. Şimdi; yasalardan ve düzenden yoksun bir yaşam alanı size mantıklı geliyormu? Gelmiyor değilmi. O zaman size bir soru; yeryüzünde bir düzen olduğuna inanıyorsunuz (fizik yasaları) ama ölüm ve yaşamın bir düzene tabi olmadığını iddia ediyorsunuz, burada bir çelişki yokmu? Reenkarnasyon nedir? Reenkarnasyon hiçbir düzene hiçbir kurala tabi olmadan ölüp dirilme inancıdır. Şimdi soru şu; madem tüm ekosistem bir uyum ve düzen içinde var edilmiş, reenkarnasyon neden bu düzene tabi değil? Eğer bir düzene tabi olduğunu iddia ediyorsanız, bu düzeni kim size söyledi? Bir yaşamda inek bir yaşamda kadın başka bir yaşamda sıçan, bunun bir düzen doğrultusunda gerçekleştiği bir hesap doğrultusunda gerçekleştiğini kim size bildirdi.
Örneğin; ruhlar görülmez ve işitilmez. Üstadlarımız böyle söyledi diyorsanız, o zaman kusura bakmayın sizin üstadınız sizde kalsın bizim peygamberlerimiz bize yeter. Eğer inanç dediğimiz şey birilerin ağzından çıkana inanmaksa o zaman sizleri birde peygamberimizin ağzından çıkanı dinlemeye davet ediyoruz. Madem bir arayış içindesiniz ve birilerini takip etme birilerini dinleme konusunda bir sakınca görmüyorsunuz o zaman sizi birde peygamberimizi dinlemeye davet ediyoruz. Sizin üstadlarınız size birşey anlatıyor, peygamberimiz sav da birşeyler anlatıyor. Hangisi daha mantıklı, bizde sizi bunu araştırmaya davet ediyoruz. Madem inandığınız şey birinin ağzından çıkan şeyler, o zaman sizi birde peygamberimizin ağzından çıkanları dinlemeye davet ediyoruz. Madem inançlar birilerin peşine takılmaktan ibaret, bizde sizi peygamberimiz sav peşinden takılmaya davet ediyoruz.

Değerli dostlar;

elbette Allah isterse kişiyi nice defa öldürüp diriltebilir, böyle birşey ama gerçekleştiğinde bilinki bu sıradan bir olay değil bilinki burada yasalar delindi ve bir mucize gerçekleşti. Bunun örnekleride Kur'an-ı Kerimde var. Örneğin; "Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik" (Bakara Süresi; 55-56). Buna benzer bir iki hadisede Allahu Teala öldürüyor sonrası o kişi veya kişileri yeryüzünde tekrar diriltiyor, ancak bunlar birer istisna artı bunlar son ölümleri ile birlikte toplam iki defa ölüm yaşıyor dahası değil. Yani öylesine öldür dirilt öldür dirilt diye birşey yok. Evet, Allah dilerse nice defa öldürür ve diriltir ama bunu öylesine ikide bir yaparsa o zaman kendi kurduğu düzeni çiğnemiş olur. Allahta kendi kurduğu düzeni çiğnemez. Neden? Bize örnek olma açısından çiğnemez. Eğer Allahu Teala sürekli kuralları çiğnemiş olsaydı o zaman kuralları çiğneyen insanı hesaba çekme hakkını kaybederdi. İki; insan keyfiyata göre tekrar diriltip öldürülse düzenin kendisi sorguya açılırdı. Madem düzenini ikidebir çiğneyecektin neden düzeni baştan böyle kurdun, neden düzeni kurarken bunları hesaplamadın gibi Allahın kendisi haşa sorgulanırdı. Üç; siz eğer birilerini sürekli öldürüp diriltmiş olsaydınız o zaman bilinki diğer kullar buna isyan ederdi. Diğer kullar bana neden bu şansı vermedin diye isyan bayrağını açar Allahın adaletini sorgulardı. Tekrar dirilen kişinin kendiside isyan ederdi. Rabbim diğer kullarını bir yaşamın hesabı ile sorguya çekeceksin beni ise onlarca yaşamın amel yükü ile yargılayacaksın der, o da isyan bayrağını açardı. Öldürülsün tekrar diriltilsin ne var bunda dediğiniz zaman nasıl bir kaosa sebep olabileceğinizi görüyormusunuz? Dört;
tüm Ayetler ahiret hayatını özendirir. Eğer Allah insanı ikidebir yeryüzüne indirseydi o zaman ahiret hayatın anlamı kalmaz, özenti duyulacak yaşam yeryüzündeki yaşam olurdu. Olaya nereden bakarsanız bakın elinizde kalıyor. Buna inanmanın ne mahsuru var dediğiniz reenkarnasyon inancın ne tür sakat ve sakıncalı yorumlara sebep olabileceğini görüyormusunuz? Hangi boyuttan konuyu ele alırsak alalım, reenkarnasyon inancı elimizde kalıyor. Ne mantıklı bir yanı var ne bilimsel bir yanı var ne de inanç boyutundan elle tutulur bir yanı var.

- Reenkarnasyon ve Ayetler

Şu Ayetler bize bu dünyada sadece bir şansımızın olduğu, bunu değerlendirdik değerlendirdik, değerlendiremediysek ikinci bir şansa sahip olmadığımızı anlatır; Nihâyet onlardan (o müşriklerden) birine ölüm geldiği zaman: “Rabbim! Beni geri gönder! Umulur ki ben, terk ettiğim dünyada sâlih bir amel işlerim” der. Hayır! Doğrusu o sâdece boş bir lâftır, onu söyleyen kendisidir. Artık onların önlerinde, tekrar diriltilecekleri güne kadar hiçbir şekilde dünyaya dönemeyecekleri bir perde (olan kabir hayâtı) vardır.(Mü’minun Süresi; 99-100). “De ki: Size vekil kılınmış olan ölüm meleği canınızı alacak, sonra döndürülüp Rabbinize götürüleceksiniz. Günahkârları bir görseydin! Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Gördük ve işittik, şimdi bizi geri çevir de salih bir amel işleyelim; çünkü biz artık kesin bir şekilde inanıyoruz." Eğer biz dilemiş olsaydık her nefse hidayetini verirdik!” (Secde Süresi; 11-13). “Onlar, orada şöyle feryat ederler: "Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yaptıklarımızdan başka, salih bir amel yapalım." Onlara denilir ki: "Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti. O hâlde tadın bakalım azabı! Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur" (Fatır Süresi; 37). Gördüğünüz gibi, cehenneme düşen insanlar tekrar yeryüzüne dönmek için yalvaracak yakaracak ama istekleri reddedilecek. İnsana ikinci bir şans verilmeyecek. Bu Ayetler bize ikinci bir şansın olmadığını açıklıyor.

- Özetlersek

İslami yönden reenkarnasyonu incelediğimizde aklımıza gelen ilk sorular şunlar; farklı bedenler ile dünyaya gelirseniz mahşer gününde bu yaşantılarınızın hangisi ile sorguya çekileceksiniz? İslam dini bu dünyanın acı ve üzüntü içeren bir yer olduğunu söyler, bu dünyayı bir defa yaşamak kendi başına nice sıkıntılar içerir, bir insanı sürekli reenkarne ederek bu dünya sıkıntılarını defalarca yaşatmak sizce ne kadar mantıklı? İslam dinine göre insan kutsal bir varlık. Allahu Teala, kutsal kıldığı bir varlığı neden bir hayvan olarak yeryüzüne geri göndersin. Kuran-ı Kerimde nefislerinizden eşleriniz yaratıldı der. Bir kadın bir erkekten var edilir. Sürekli reenkarne edilenleri şimdi bir düşünün. Bir yaşamda erkeksin, sonrası kadın, sonrası hayvan. Kim kimden yaratıldı, tam bir kaos. Biz kendimizi çok lütufta hissetmeliyiz çünkü biz, düzeni anlatan bir Kitaba sahibiz. O Kitap bize düşüncelerimizin sınırlarını çiziyor. Bu Kitaba sahip olmayanlar ama düşünce ve inançlarında sınır tanımaz.
Kendilerine herşey mantıklı gelir, herşeye neden olmasın gözü ile yaklaşır. Bu yaklaşımda kendilerini bir sapkın düşünceden diğerine sürükler.

Kur’an- ı Kerimin bahsettiği iki defa öldürme ve diriltme hadisesi nedir?

Reenkarnasyon inancını savunan kişiler bu inancı destekleyebilecek deliller, argümanlar arar ve bunu Kur’an-ı Kerimin içinde bulduklarını düşünür ve bu Ayeti öne sürürler; “kâfirler diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Şimdi günahlarımızı anladık. Fakat çıkmaya bir yol var mı?" (Mü’min Süresi; 11). Kendilerini reenkarnasyon inancına kaptıranların İslamla hiçbir bağlantısı olmamasına rağmen, sadece görüşlerini tasdiklemek ve İslam kültüründe bu inancı yaymak için Kur’an- ı Kerimi bu oyuna alet eder ve kendi tezlerini desteklemek için bu Ayeti öne atar. Onlara buradan günaydın diyelim, bu Ayet onların tezlerini savunan bir Ayet değil tam aksi onların tezini çürüten bir Ayet. Neden? Bir; bu Ayette yeryüzü ifadesi geçmez, iki defa dirilip öldürülmenin yeryüzünde gerçekleştiğini söylemez. İki defa dirilip öldürülmenin yeryüzünde gerçekleşeceğini bu Ayetin neresinden çıkarıyorlar? İki; bu Ayet sadece iki defa öldürülmekten bahseder, reenkarnasyon inancında ise kısıtlama bulunmaz. Reenkarne edileceklerine inananlar yeryüzünde öleceklerine ve yeryüzünde tekrar diriliceklerine ve bu döngünün son bulmayacağı sonsuza dek ölüp tekrar dirileceklerine inanır. Eğer tezlerini desteklemek için bu Ayeti kullanıyorlarsa, kullanmasınlar çünkü bu Ayet reenkarnasyonu çürüten bir Ayet. Bu Ayet ölümü ikiyle kısıtlar, reenkarnasyon inancında kısıtlama bulunmaz. Reenkarnasyon inancına göre nice defa yaşıyorsun ve ölüyorsun. Üç; bu Ayet ölümün iki defa gerçekleştiğini söyler, yaşamın değil. Burada çok ince bir nokta var. Bu Ayet yaşamdan bahsetmez, ölüm ve tekrar dirilişten bahseder. Yaşam nedir? Sevap ve günahın içerdiği bir hayat. Bu Ayette sevap ve günahların içerdiği bir hayata işaret etmez.

- Bu Ayet neye işaret eder o zaman ve Muhkem ve Müteşabih Ayetler nedir?

Bazen bir Ayet kendi başına size fazla anlam veremeyebilir, bu durumda panik etmeyin konuyla ilgili diğer Ayetlere bakın.
Ayetleri bir yap boz oyunun parçacıkları gibi görmelisiniz. Bir konu bazen bir Ayete sıkıştırılmış oluyor bazen ama bir konunun farklı Ayetlere yayıldığını görüyoruz. Bu durumda siz o puzzle bir araya getirmek zorundasınız. Allahu Teala Ayetleri ikiye ayırmış, muhkem ve müteşabih. Ne demek bu; bazı Ayetler çok açık ve net (muhkem) bazıları ise karmaşık. Farkı nasıl anlarsınız? Eğer bir Ayete baktığınızda mesajı net alıyorsanız, örneğin namazı kılınız kimseyi öldürmeyiniz içki içmeyiniz vs o zaman bilinki o Ayet muhkem. Fakat Ayeti okuduğunuzda net bir anlam çıkaramıyorsanız o zaman o Ayet müteşabih. Allah neden böylesine bir ayrım yaptı? Cevabı aslında basit; imanı ilgilendiren hususlarda Allah direk konuya girer (muhkem), imanı ilgilendirmeyen konulardaki hükümleride farklı ayetlere yayar (müteşabih). Yani aslında itiyaç duyduğunuz tüm bilgiler Kur'an-ı Kerimde, sadece birisinde bir bilgi bir Ayete sıkıştırılmış (muhkem) diğerinde ise bilgiler farklı Ayetlere serpiştirilmiş (müteşabih). Örneğin; “kâfirler diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Şimdi günahlarımızı anladık. Fakat çıkmaya bir yol var mı?" (Mü’min Süresi; 11). Bu müteşabih bir Ayet çünkü sadece bu Ayete bakarak olayın gizemini çözemiyoruz. Ne yapmamız gerek, öldürmek ve diriltmekle ilgili başka bir Ayet varmı ona bakmamız gerek. Varmı; var; "Onlar orada ilk ölümden baska bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur (Duhan Süresi; 56). Bu Ayette ilk ölümden başka ölümün olmayacağını söyler. Ayetlerden birisi iki defa dirilmeden diğeri ise bir defa ölümden bahseder. Önümüzde iki Ayet var ama ikisi birbirine ters gibi gözükiyor. Ayetler arasında tezatlık olmayacağına göre, konuyla ilgili bir Ayet daha olmalı. Varmı; var; “Bir de Rabbin, Âdemoğullarından, bellerindeki zürriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine şahit tutarak: Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dediği vakit, "pekâlâ Rabbimizsin, şahidiz" dediler. (Bunu) kıyamet günü "Bizim bundan haberimiz yoktu." demeyesiniz diye (yapmıştık)” (Araf Süresi; 172). Demek biz yeryüzüne indirilmeden öncesi diriltilmişiz ve birşeylere şahit edilmişiz. Bu Ayet diğer iki Ayetide açıklıyor. Sorunu nasıl çözümlediğimizi gördünüzmü? Bir Ayet sizi yanıltabilir, kutsal kitabımız bir bütün olarak ama değil. O yüzden Kur'an-ı Kerim meali ve tefsiri üzerinde çalışıyorsanız Ayete göre yorum değil Kitaba göre yorum yapın. Meal ve tefsirler arasında farkın sebebide işte bu; her biri Ayete göre yorum yapıyor, o Ayette bahsedilen konu başka Ayetlerde anılıyormu anılmıyormu buna bakmıyor. Konuyu bir bütün olarak değilde sadece bir Ayet doğrultusunda yorum getirincede, farklı farklı yorumlar kaçınılmaz oluyor.

- Özetlersek;
Kur'an-ı Kerim öldürülmeyi ikiyle kısıtlar ve bunu yaparkende mekan belirtmez. Sebebi, birinci ölümün ruhlar aleminde gerçekleşiyor olması. Ruhlar var edildiği yani yaratıldığı an Allah onlardan kesin söz alır, yeryüzüne indirildiklerinde Allaha iman edeceklerine ve onun emirleri doğrultusunda yaşayacaklarına dair bir söz. Ruhlar bu şahadeti getirdikten sonra öldürülür, taaki ana rahminde tekrar canlanıncaya kadar. Bu Ayetin bahsettiği birinci ölüm ruhlar âlemindeki ölümdür, ikinci ölüm ise yeryüzünde vukuu bulacak ölüm.