• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        








mültecilere kim karşı? kendileri göçmen olanlar

-24.11.2021
bir ülkenin sahibi kim.
bir ülkenin sahibi nasıl belirlenir? Allahın yasalarına göre kanla belirlenir. Bir toprak uğruna en çok kanı kim verdiyse Allah nezdinde o toprağın sahipleri onlar. Seçimle, TC  vatandaşı olmakla değil, kanla belirlenir. Allah neden bir devletin sahiplerini kanla belirliyor? Kan mühür mumu gibidir. Kişiyle toprağı birleştirir, ayrılmaz bir bağ kurar. En basiti o derin bağ kişiyi o toprağa ihanet etmesine engel olur. Bu neden önemli? Çevre ülkelerinize bir bakın, iç çatışmaların yaşandığı ülkelere, onlar nasıl bu hale geldi? Dıştan bir saldırıya uğradıkları içinmi? Hayır. İçten ihanete uğradıkları için. Ya sonrası? Allahın kutsal saydığı can, mal, namus, inanç herşeyleri yok olup gitti. Bir ihanetin bedeli bir topluluğa çok pahalıya mal olacağı için, Allah herkese toprak dağıtmamış, ilk önce onu hak edin demiş, toprak için ne kadar vermeye razısınız demiş. Canını verecek kadar ileri gidenlerede, tamam, siz hak ediyorsunuz demiş. Örneğin; günümüz Türkiyesi. Döviz üzerinden ülkemize bir saldırı yapıldığında ilk kim ağlıyor? Bu topraklar uğruna zerre şehit vermemiş olanlar ağlıyor. Bunlar ya geçen yüz yıl rumları bayraklarla karşılayan kitle, ya da TC devleti kurulduktan sonra sağdan soldan göç edenler. Bu insanlar toprak uğruna şehit vermediği, devlet kurmanın zorluğunu bilmediği için çok rahat devlete posta koyabiliyor devleti satabiliyorlar. Hayatı boyunca çalışmamış, şımartılmış bir zengin çocuğunun alın teriyle kazanılan paranın anlamını bilmediği gibi. O şımarık zengin çocuğu o parayı öylesine çarçur eder, o parayı zor şartlar altında kazanansa her kuruşunun değerini bilir. Birileri eğer günümüzde çok rahat devlete sövebiliyor devlete ihanet edebiliyorsa, bilinki bunlar devlet edinmenin zorluğunu bilmeyen tipler bilinki bunlar için toprak bir arsa parçasından ibaret. Ülkeye ihanet edecek olan ilk tiplerde bunlar. Neden bu konuya girdik? Yazının sonuna doğru anlarsınız, bu bilgileri bir yerinize not ediniz.

gelelim bolu belediye başkanına; onu orada barındıran devlete, savcı ve hakimlere, onu seçen chp seçmenlerine herkese yazıklar olsun. Bununda elbette birgün hesabı sorulur. Hesap sormak ve idamla tehdit eden hep siz olacak değilsiniz ya. İnsanlar keyiflerine göre yasalar çıkarabiliyorsa, demek devlet kontrolü çoktan kaybetti. Kaybettiğinide görüyoruz zaten. Bu konuda ilginç olanıda ne biliyormusunuz? Bolu belediye başkanın kendisi göçmen olması. Bu nasıl bir alçaklık bir şerefsizlik söylermisiniz bize. Kendisi göç edince güzel başkaları göç edince kötü. Bu nasıl bir hastalıklı zihniyet arkadaşlar. Göçmen istemiyoruz diyen bolu belediye başkanı var ya, işte o pislikte bir yerden ülkemize göç etti. Akıl almıyor bunlara. Birileri kafkaslardan balkanlardan, oradan buradan savaştan kaçıyor ve ülkemize göç ediyor, başkalarına gelince ama onların göç etmesini istemiyorlar. Kimsede bunlara hoop durun bakalım, siz kimsiniz, bu ülkede kimin yaşayıp yaşamayacağını belirleme hakkını kim size verdi demiyor. Almanyada bir türk, ben göçmen istemiyorum dese, ne der almanlar? Dur bakalım birader, sen kimsin, ne zaman bu ülke sana ait oldu der. Ülkemizde ama bu gerçek oluyor. Böylesine trajekomik bir ülkede yaşıyoruz. Önüne gelen sokak soytarısının bu millete posta koyabildiği, ülkemizin kendisine ait olduğunu sandığı bir ülkede yaşıyoruz. Kurtuluş mücadelesini veren ve devleti kuran biziz, ülkemizde kimin yaşayıp yaşamayacağına karar veren ama onlar oluyor, ingiliz ve rumları bayraklarla karşılayan, kurtuluş savaşa sonrası kendi ülkelerinden kaçıp ülkemize göç edenler oluyor. Nasıl oluyor bu? Çok basit, düzeni kurmuşlar, hile çok basit, yapmanız gereken tek şey arabanıza bir atatürk fotoğrafı yapıştırmak, sosyal medyada da atam izindeyiz sloganını atmak, bunu yaparsanız ülkenin sahibi siz oluyorsunuz. Bu kadar basitmi? Evet. Sizde deneyin, bir anda ülke size aitmiş gibi hissedeceksiniz. Adamlar malı götürmenin yolunu bulmuş, alıcıda var, kimin umrunda bunların rumları bayrakla karşıladığı, sağdan soldan ülkemize göç ettiği, bir sloganla malın üzerine konmak varken, bu fırsat kaçarmı? Bir yıl öncemi göç ettiniz ülkemize, sorun yok, biz gazinin askeriyiz deyin sizde devlete ve bu millete posta koyma hakkına erişin. Merak etmeyin başınıza birşeyde gelmez, yardımınıza ilk koşan muhalefet, yargı, meslek odaları, fetö, pkk, batı temsilcilikleri, LGBT, feministler, avrupa birliği herkes yardımınıza koşar.
Hocam, ya kişi gerçekten gazinin askeri gibi kendini hissediyorsa diyorsanız; akıl var mantık var, gazi mustafayı örnek alan bir kişi gazi mustafanın kurduğu devlete hakaret eder, devlete saldırı olduğunda düşmanın yanında yer alırmı? Geçin bu işleri, bunların her biri vatan haini. Onlar nere gazi mustafa nere. Merak etmesinler ama, bu işi düzelteceğiz. Çok az kaldı.

Şimdi; almanyada 3-4 milyon türk var, bir belediye başkanıda orada çıksa ve aynı şeyi yapsa ne derdiniz? Ben türkleri istemiyorum şehrimde, gitsinler ülkelerine derse ne yaparsınız? Irkçı dersiniz değilmi? Kendi ülkenizde ama bunu çok rahat yapabiliyorsunuz. Bakınız; suriyelilere gösterilen bu nefret dili çok ürkütücü, çünkü bu içlerinde besledikleri bir nefretin açığa çıkışı. Bu nefrette masum değil. Yüz yıl öncesi köylerimizi basıp insanlarımızı katleden ermeni ve rumların taşıdığı nefret dili, tamda bu dil. Kişiye her türlü kötülüğü yaptıran nefret dili işte bu. Suriyelilere gösterilen nefret var ya, o nefret bize yönelmek içinde fırsat kovalıyor. O yüzden başkaları gibi biz bu olaya o kadar masum gözüyle bakamayız. Bunun her yeri faşizm kokuyor ve bunun bir sonraki hedefide biz olacağımız çok açık. O yüzden bu nefret dili başını kaldırmadan ezmek ve yok etmek gerek. Bu tür nefret kimden gelirse gelsin asla içinizde barındırmayın, çünkü bir sonraki hedefi siz olursunuz.
Devlet yerine biz olsaydık, bolu belediye başkanı ve chp/ip meclis üyelerinin sicilini çıkarır, sonrada ataları nereden geldiyse sülaleriyle birlikte oraya geri gönderirdik. Size burada İslam edebiyatı çekmeyeceğiz, ensar ve muhacir kavramından bahsetmeyeceğiz, müslüman müslümanın kardeşidir edebiyatını yapmayacağız, sünnet, farz Kur'an-ı Kerim ve ahlaktan bahsetmeyeceğiz, anlatmak istesekte anlamazsınız, çünkü sizler lanetlenmiş tiplersiniz, biz burada sizin anladığınız dilden konuşacağız; almanyada ne kadar türk varsa, ülkemizde de o kadar suriyeli var. Eğer suriyelilerin ülkenizde yaşamasını istemiyorsanız ilk önce siz örnek olun ve yaşadığınız devletleri terk edin. Siz başka ülkeleri istila edince sorun yok, başkaları sizin ülkenize gelince ama var, yok öyle yağma. Eğer herkes ait olduğu toprağa gitsin diyorsanız, kendinizle başlayın. Savunduğunuz şeye inanıyorsanız, örnek olun ve ülkemizden defolun gidin. Yüz yıl öncesi bu topraklarda kurtuluş mücadelesi vermeyen herkes  bu topraklardan siktir olsun gitsin. Mülteciler gitsin diyenlerde, lütfen önden başlasın. Bundan daha açık nasıl olabiliriz.

Hocam, bizde türküz ama diyorsanız; Türk olmanız bu topraklarda yaşama iznini size tanımaz, sizin güvenilir olduğunuz garantisini bize vermez. Güvenilir olsaydınız, osmanlı sizi balkanlara sağa sola sürgün etmezdi. Osmanlıya en büyük ihanetleri türk beylikleri yaptı. Biz ihanet edenlerden değiliz diyorsanız, lafla peynir gemisi yürütmeyin. Sloganlara gelince üstünüze yok, icrata gelince ortalıkta yoksunuz. Vatanı seviyorum diyorsunuz, dıştan devletimize saldırı olduğunda ama bu saldırıya destek çıkıyor, devleti içten yıpratmak ve çökertmek için elinizden geleni yapıyorsunuz. Ne anladık şimdi biz sizin vatanseverliğinizden. Boş laf olduğunu anladık. Aslında olay çok üzücü, çünkü yüz yıllar öncesi atalarınız osmanlıya ne yaptıysa, yüz yıllar sonrası aynısını sizde yapıyorsunuz. Tarihten derste çıkarmamışsınız. O dönem o ihanetlerin bedeli atalarınıza neye mal oldu, bizde aynı ihaneti yaparsak bizde aynı akıbetle karşılaşırız hesabınıda yapmıyorsunuz. Oturduğunuz yerden devlete sallıyorsunuz, neyinize güveniyorsunuz kime güveniyorsunuz anlamış değiliz. Bu sefer devletinizin arkasında dursanız, bu belki atalarınızın ihanetlerinede kefaret olacak, osmanlının zor anında osmanlıya ihanet eden atalarınızın hatasını, bugün osmanlının torunlarına destek olarak düzeltebilirsiniz belkide. Belki bu şekilde atalarınız huzura kavuşacak, benim yanlışımı torunum düzeltti diyecek ve sizin üzerinizden de belki büyük bir lanet kalkacak. Siz ama atalarınızdan hiç ders çıkarmamışcasına, atalarınızın yolunu takip ediyorsunuz, osmanlı torunlarına ihanet etmekte birbirinizle yarışıyorsunuz. Bununda elbette size bir gün faturası çıkar. Ak Partinin ezikleri hep başta kalacak değil, bizden uyarması.

Hocam, ama biz
bu vatanı seviyoruz diyorsanız, o zaman vatana saldırı olduğunda ağlayıp sızlamayın, devletinizin arkasında durun. Bakınız; her yüz yılda bir Allah devletlerin tapusunu tekrar dağıtıyor. Nasıl yapıyor bunu? Ülkeler fazla göç aldığında fazla kosmopolit olduğunda, herkes o topraklar uğruna hak iddia etmeye başladığında, Allah bu iddiaları bir çözüme kavuşturmak için, ülke insanını bir imtihana tabi tutuyor. Yüz yıl öncesi atalarınız bu topraklarda yaşamadığı için, siz çok rahat Allaha; Rabbim bizde orada olsaydık bizde savaşanlardan olurduk, sonradan bu ülkeye göç etmemizden ötürü bizi bu toprakların tapusundan mahrum bırakma derdiniz. O yüzden Allah her yüz yılda bir o ülkenin tapusunu tekrar dağıtıyor. Siz tv programlarında, sosyal medyada, kahvehanelerde tartışırken hanginizin ülkeyi en çok sevdiği hangizin ülkeye en çok hak ettiğini, bu tartışmalarınızın gökte not edildiğini biliniz. Kişiler sözlerinde ne kadar samimi, ben vatanı şöyle seviyorum, ben atatürkün izindeyim gibi söylemlerinde ne kadar samimi, bunu Allah teste tabi tutuyor. Nasıl? Ülkemize saldırılmasına izin vererek. Sonrada kim bu saldırılara göğsünü siper ediyor, maddi ve manevi zorluklara katlanıyor devletinin arkasında duruyor, daha doğrusu kim sözlerinin arkasında duruyor buna bakıyor. En çok saldırıya göğsünü siper edenlerede o yüz yıl o toprakların tapusunu veriyor, söyleminin arkasında durmayanada cezayı kesiyor. Örneğin; siz. Sabah akşam nutuk atıyorsunuz, devletimiz saldırıya uğradığında ama ilk kıvıran ilk kaçan, devletine ilk ihaneti ilk yumruğu atan siz oluyorsunuz. Böyle bir durumda Allah size bu topraktan pay verirmi? Vermez. Tam aksi sizi lanetler. Yahudiler ve fetöcüler gibi nesiller boyunca devletsiz devletsiz dünyanın bir yerinden diğerine göç eder durursunuz. Örneğin; geçen yüz yıl kurtuluş mücadelesinde düşmanla iş tutanlar, bugünde iş tutuyor. Akıllanmamışlarda. Allah onları bu topraklarda daha fazla tutarmı? Tutmaz. Sürekli dillerine doladıkları diktatör onlara hak olur. Sonuçta sürekli sizden birisi darbe yapacak değil ya! Sonuçta bizden çıkan liderler hep ezik karakterli olacak değil ya (menderes, erbakan, erdoğan)! Birgün birisi çıkar ve herkese hak ettiği cezayı dağıtır. Bu ilahi bir yasa; birşeyi haksız yere fazla dilinize dolarsanız (diktatör), o mutlaka ama mutlaka başınıza gelir. Erdoğan nere diktatörlük nere. Siz alın onu ve baş tacı edin, çünkü onun yönetimi altında istediğiniz haltı işleyebiliyorsunuz. Şu konuda ama haklısınız, ülkemizde gerçektende demokrasi yok çünkü demokrasilerde bir asayiş bir düzen vardır, işlenilen suçların bir cezası vardır, ülkemizde ise bu yok. Yapılan yapanın yanında kar kalıyor. Ülkemizde demokrasi yok, anarşi var. Herkesin herşeyi yapabildiği ama sorguya çekilmediği bir ülkede yaşıyoruz. Örneğin, son 40 yıldır pkk/hdp her yıl katliam üzerine katliam yaptı, her yönüyle bu milletin anasını ağlattı, muhalefet ve yargı sistemimiz ama onların terörist olmadığını bize anlatmaya çalışıyor, onların ne işi var hapishanede diyor. Bunlar 15 temmuza dahi tiyatro diyor. Nedir tiyatro? Birisi yazdı herkes oynadı. Yani birisi tüm milleti topladı, subayları topladı ve bunlara senaryoyu dağıttı. Birilerine siz öleceksiniz, birilerine vatan haini olarak yargılanacaksınız ve ömrünüzü hapiste geçireceksiniz, birilerinede siz ülkeden kaçacak ve hayatınızı sürgünde geçireceksiniz dedi, sonrada o subaylar ve o millet emredirsiniz dedi, öylemi? Bizimle resmen dalga geçiyorlar ve üzücü olanda bunlardan hesap soran yok. FETÖ adında devlete sızan, bu milletin yatak odasını dikizleyen, kumpas üzerine kumpas kuran bir örgütün olmadığını dahi bize inandırtmaya çalışıyorlar. KHK ile atılan memurların hepsi masum vatandaşlarmış. Şaka gibi değilmi? Bunlar yakında burası yeryüzü değil, ay derlerse şaşırmayın. O kadar aklımızla dalga geçiyorlar.


Bir ilahi yasada ne biliyormusunuz; fakirle veya mülteciyle empati kuramıyorsanız, sürekli onları dilinize dolarsanız, gün gelir Allah sizide o duruma düşürür. Maalesef yüz yıl öncesi olduğu gibi bugünde bu millete ve bu topraklara büyük ihanetler içinde olan bir kitle var ve bunların başına çok kötü şeyler gelecek, bunuda kendi elleriyle kendileri getiriyor. "Başınıza gelen her musibet, sizin ellerinizle işledikleriniz yüzündendir" (Şura Süresi; 30). Allah hainleri sevmez; "Şüphesiz, Allah mü’minleri dâimâ koruyup müdafaa edecektir. Çünkü Allah, hiçbir hâin ve nankörü sevmez" (Hac Süresi; 38). Uzun lafın kısası; bu topraklar atam izindeyiz, biz gazinin askerleriyiz gibi içi boş sloganlarla elde edilmedi, saldırıya göğsü siper ederek elde edildi. Sloganlara gelince üstünüze yok, devlete saldırı olduğunda ama gemiyi ilk terk eden
, hatta içten devleti yıpratmak için elinden geleni yapan siz. Bunada artık dur demeli. Bu topraklara saldırı olduğu her defasında biz düşmanlamı uğraşacağız sizinlemi? Yeter. Bu devran artık böyle devam edemez. Bir yüz yıl daha bu topraklar bu ihanetleri kaldıramaz. Günümüzde yaşadığımız saldırılarda bunu sağlıyor, içimizdeki hainleri açığa çıkarıyor, bu topraklarda kim yaşamayı hak ediyor kim hak etmiyor onu belirliyor. Bazıları bu fırsatı iyi değerlendiriyor, tapudan payını alıyor, bazıları ama maalesef çok feci sınıfta kalıyor. Bir kağıt parçasıyla yapılan saldırıyı (döviz) dahi göğüsleyecek ruhu gösteremiyor. Bazılarınız aşı musibetini merak ediyordur, Allah neden buna izin verecek diye, sebebi; savaş dönemine girmek üzereyiz, içimizdeki bu hain kitlesiyle ve bu iktidarlada savaşa giremeyiz. Allahta Türk milletinin omuzundan işte o yükü alacak. Aşı musibeti ülkemizi vurduğunda hangi kitleyi çok ağır vuracak, iktidarı nasıl devirecek bunu gözlemleyin, o zaman anlarsınız. Musibet indiği zamanda bilinki tövbe kapıları kapandı. Balyoz ve ergenekon davaları, siyasete kaset kumpasları, 7 şubat mit kumpası ve gezi olaylarıyla başlayan ve 10 yılı aşkındır devam eden bu saldırıların yegani sebebi içimizdeki iyileri kötülerden ayırtetmek içindi. Hepsi Allahın bir imtihanıydı. Kim devletinin yanında duracak kim karşısında, bunu görüp bir sonraki yüzyıl bu topraklarda yaşayacak olanları belirlemek içindi. Bir çoğunuzda maalesef feci sınıfta kaldı. Bir değil iki değil, Rabbimiz devletimize onlarca yüzlerce saldırı yapılmasına müsade etti, yani bir defa doğruyu yapmak için sizlere yüzlerce şans tanıdı. Siz ama her birinde devletinizin yanında değil düşmanın safhında yer aldınız. Bazılarınızda devletin yanında görünür gibi oldu, sonrada amalar fakatlar diyerek içten yumruk attı. Ne diyelim size şimdi. Değerli dostlar; hayat dediğimiz bu yaşam, bir eylem birde sonuçtan ibaret. Bir eylemde bulunuyorsanız bunun size bir sonucu olacağını biliniz. Yeryüzünde insanın kurduğu düzen sizi belki koruyor olabilir ama ilahi adaletten kaçış mümkün değil bunu biliniz. Kim sizi korursa korusun, öyle veya böyle ilahi adalet sizi yakalıyor ve hak ettiğinizi size yaşatıyor. İlahi cezanında inmesine az kaldı. İndiğinde de bilinki musibetle birlikte tövbe kapılarıda kapanıyor. O saatten sonra özür, bahane ve ağlama yok, yaptıklarınızın bedelini ödeme var. Bu bedelde çok ağır olması gerek, kimse bir daha bu topraklara ihanet etmeyi cüret edememesi için. Biz nacizane uyarımızı yapalım, amasız fakatsız devletinizin arkasında durun, kendi içimizde kavgamızı ederiz ama düşman saldırdığında hepimiz devletimizin arkasında durmak zorundayız, mültecilerlede empati yapın, gerisini siz bilirsiniz. Allahın saati tık tık işliyor.