• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        

 














gülşen hadisesi, satanistlerin çıplak dansözü


-26.08.2022
Kokuşmuş mahallenin çıplak dansözü gülşen hapise girdi, konu hakkında ne düşünüyoruz; ne diyelim, hata bizde çünkü demek bunlar bu yüzü bizden buluyor demek meydanı boş buldularki bize aleni bu hakaretleri yapabilme cüretini gösteriyor. Ne diyelim, onlar şükretsin AK Parti gibi ezik ve kazık yemeyi kendisine meslek edinmişler tarafından yönetiliyoruz. Eğer bizim mahalleden başka birisi iktidarda olsaydı, onlar bize ne yapma niyetindelerse ve geçmişte yaptılarsa, idam dahil mallarına el koymak dahil partilerini kapatmak dahil sürgün etmek dahil aynısını onlara yapardı. Olay yaşandıktan sonrası bizim mahallenin yorumcularını dinlediniz değilmi; neymiş, hapise girmesi yanlışmış. İnanın, bunları sabah akşam sikseniz ruhları duymaz. Ya anlamazlar ya da zevk alırlar. Bizim muhafazakar mahalle böylesine eziklerin istilası altında. Bizim mahallede nerede ezik karakterli bir tip varsa bunu bulmayı beceriyor, sonrada bir yere atıyorlar. İlginç olanı, bunlar her gün ekrana çıkıp havluyor ve aslan kesiliyor, iş ciddiye bindiği zaman ama ortalıkta kimseyi göremiyorsunuz, herkes masanın altına saklanıyor. Boynu bükük ve mahçubiyet içinde kokuşmuş mahalleden özür diliyor, onların gönlünü ve rızasını alma, olup bitenlerde kendi payları olmadığının açıklaması derdinde oluyorlar. Eziklik içinde özür dileriz özür dileriz modundalar. Rabbim acilen bizleri bu eziklerden kurtarsın bizi bunlardan arındırsın.

Biz eziklik içinde hareket ederken karşı taraf ne yapıyor; fenerbahçe stadyumunda gülşenin şarkısını söylüyor gülşene destek veriyor. Bununda ötesine gidiyor, burası laik bir devlet ve laik kalacak sloganları atıyor. Bizim ezikler masanın altına saklanıyor ve özür peşindeler, onlarsa aleni saldırıya geçiyor. Nereden bu cüreti alıyorlar, mert oldukları içinmi; hayır. Bunlar ülkenin kaymak takımı ve onların şımarık çocukları. Sabah akşam battık bittik edebiyatı yapıp günlerini alış veriş merkezlerinde, eğlence mekanlarında geçiren, rahatlarından yanlarına yaklaşılamayan bir zümre var ya, işte onlar. Bunlar hain ve korkak bir topluluk, bunlar savaş nedir zorluk nedir mücadele nedir vatan nedir silah nedir bilmez. 15 temmuzda bankomatikte sıra bekleyenler var ya, işte onlar bunlar. O zaman nereden buluyorlar bize saldırma cüretini; bizim başımızdaki eziklerden. Bizi yönetenler bunları sürekli şımarttığı, hep alttan aldığı, bunların işledikleri suçlara sürekli göz yumduğu, bize yapılan saldırılara hiç yanıt vermedikleri, sürekli bunların rızası peşinde koştukları, bunlara sürekli yüz verdikleri için bize saldırma cüretini gösteriyorlar. Örneğin; boğaziçinde akademisyenler bir yıldır bu devlete karşı sırtını dönme eyleme yapar ve her ay 20 000 TL üzeri maaş almaya devam ederse, bu devleti takan olurmu; olmaz. Biz kimiz; biz anadolu Türküyüz. Onlar kim; yüz yıl öncesi kovmadığımız gayrimüslimler, meral akşener ve ümit özdağ gibi balkanlardan kafkaslardan gelen soysuzlar sürüsü. Bu soysuzlar sürüsü her yüz yıl yaşadıkları topraklara ihanet ettiği için her yüz yıl sürgünle yüzleşiyor. Bu kafkas ve balkan göçmenlerin üzerinde de böylesine bir lanet var. Balkanlar ve kafkaslardan göç eden Türk kardeşlerimizde üzerine alınmasın, burada soylarını gizleyenlerden bahsediyoruz. Siz herhalde kimliğinizi gizlemiyorsunuzdur. Biz burada ülkemize göç edip, rum ermeni ve yahudi kimliğini gizleyenlerden bahsediyoruz. Bu soysuzlarda kendi kafalarınca kimi tehdit ediyor; yüz yıl öncesi onları denize döken, sağdan soldan göç edenleride bu topraklarda ağırlayan anadolu Müslüman Türkünü tehdit ediyor. Nerede tehdit ediyorlar; kendi topraklarımızda. Nankörlüğü ve aptallığı görüyormusunuz; onları misafir eden biziz, bu topraklar uğruna savaşan ve şehit veren biziz, onlar ise monşer, eli silah tutmaz, savaş nedir bilmez, vatan nedir bilmez, yüz yıl kırk yıl altmış yıl öncesi ülkemize sığınmışlar ve bunlar kalkıyor bizi tehdit ediyor, hemde kendi ülkemizde. Bu meydan okumaların onlar için hayrla sonuçlanmayacağı çok aşikar. Örneğin; 30 ağustos etkinlikleri için tunç soyer'in izmire astığı afişleri gördünüzmü, afişlere barışın ikinci yüz yılı yazdırmış. Yunanlar bizi işgal ediyor ve işgal ederken katliamlar yapıyor, 30 ağustos dumlupınar muharebesini kaybedince ve izmire doğru geri çekilincede katliamlar yapıyor, bunada tunç soyer barış diyor. Buradan tekrar CHP 'ye oy veren Türklere seslenelim; CHP gayrimüslimlerin işgali altında olan, Atatürkle alakası olmayan, Türk düşmanı bir parti. Siz eğer halen bunlara oy veriyorsanız, sizde onlarla birlikte helakı hak ediyorsunuz. Bunlar düne kadar bağımsızlık savaşımızı kutluyormuş gibi yapıyordu, şimdi artık rum ermeni kimliklerini gizlemeye bile ihtiyaç duymuyor, ihanetlerini ve Türklere olan düşmanlıklarını açık açık sergiliyor. Herkes açık açık devletimize saldırırken devlet nerede; ortalıkta yok.

Adamlar açık açık izmiri TC devletinden koparıp bağımsız bir şehir devleti yapmak için bayrak, dijital para hazırladı. Ortalıkta buna dur diyen bir devlet varmı; yok. İmamoğlu dışarıdan bilişim uzmanlarını getirip istanbulun veri tabanını kopyalattığında ortalıkta devlet varmıydı; yoktu. Yabancı ajanlar halk bankasının merkezine girip tüm verileri kopyaladıklarında ortalıkta devlet varmıydı; yine yoktu. FETÖ, İP adında bir parti kurarken varmıydı; yoktu. 15 temmuzu öngören bir devlet aklı varmıydı; yoktu. Baykala operasyon çekilirken varmıydı; yoktu. Marketler bizi kazıklarken ortalıkta devlet varmı; yok. Kozmik odaya girdiklerinde ortada devlet varmıydı; yine yoktu. Ümit özdağ adındaki göçmen pisliği şehir şehir gezip yalan ve iftiralarla fitne yayarken, devletin içişleri bakanını tehdit ederken, gel seni yumruklayacağım derken ortalıkta bir devlet varmı; yok. Her yere 5G baz istasyonları kurulurken, siz ne yapıyorsunuz, milleti mikrofırın dalgalarına sokup beyinlerinimi yakmak istiyorsunuz diyen bir devlet aklı varmı; yok. Covid-19 çıktığında bunun küresel bir operasyon olduğunu söyleyen bir devlet aklı varmıydı; yoktu. Küresel satanistler aşıları dünyaya pazarlarken, durun bakalım, burada bir tuhaflık var, bu konuya hemen atlamayalım diyen bir devlet aklı varmıydı; yine yoktu. Dünyada aşıları ilk sipariş veren ve kullananlar arasında biz vardık. Anında 120 milyon bioNtech aşısının siparişini verdik, sonrada en hızlı milletini kim aşılar, diğer devletlerle yarışa girdik. Böylesine enayi ve mal bir devletiz. Böylesine keriz ve başı boş devletide herkes sikermi; siker. Nitekim sabah akşam sikiyorlar. MİT, JİTEM, Külliye vs inanın bunların hepsi hikaye. Görevi veriyorsunuz yapıyorlar, onun dışında hiçbirşeye maydonoz olmuyorlar.

Bakınız; kötülük artık sizden gizlenmiyorsa, açık açık operasyonlarını yürütüyorsa bilinki sizi çoktan işgal etmişler. İşgal eden kim; Türk kimliği altında yaşayan rum ve ermeniler ve göçmenler. Ha, burada suriyeli ve afganlı göçmenlerden bahsetmiyoruz, ümit özdağ ve tanju özcan gibi Türk görünümü altındaki soysuzlar sürüsünü kastediyoruz. Ümit özdağ, meral akşener ve tanju özcan gibi balkanlardan ve kafkaslardan gelen soysuzlar sürüsünü, kılıçdaroğlu ve imamoğlu gibi içimizdeki ermeni ve rumlardan bahsediyoruz. Devlet için tehdit bunlar. Osmanlı bunları zamanında kovdu, içerisini karıştırdıkları için, son yüz yıl içinde ama geri döndüler. Öyle gözükiyorki bunlar zamanında kovulmanın dersini çıkarmamış, halen akıllanmamış, yine ortalığı fitne ve fesata boğuyor, düşmanla işbirliği yapıp bu topraklara ihanet ediyorlar. Nasıl aşağılık bir insan türüyse bunlar, kendileri göçmen, yakın zaman öncesi kendilerine kucak açıldı, kalkıyorlar biz göçmen istemiyoruz diyorlar. Lan siz kimsiniz, daha dün bu ülkeye yerleştiniz, ne zaman Türk oldunuz ne zaman bu topraklar size ait olduda kimin burada yaşayıp yaşayamayacağına siz karar veriyorsunuz. Hata ama bizde, bizden bu yüzü buluyorlar çünkü biz çok eziğiz. İçten ve dıştanda bu işgali biz en son ne zaman yaşadık; yüz yıl öncesi. Sonuç; denize döktük. Öyle gözükiyorki bunlar geçen yüz yıldan ders çıkarmamış. Cesaretle aptallığın arasında çok ince bir sınır var, bunların bu meydan okuması bunlar için hayrla sonuçlanmayacağı çok aşikar.
Yüz yıl öncesi biz anadolu Türkü savaştık ve kazandık, sonrada bu zümre (ittihati terakki) hile, entrika ve suikastlarla devleti elimizden çaldı, gazi Mustafayıda öldürdü. Bunlar herhalde düzenin her yüz yıl böyle gideceği, biz anadolu Türklerin sürekli esaret altında kalacağı, başımıza hep ezik karakterli liderler geleceğini zannediyor. Kıyılarımızı işgal eden bu gayrimüslim ve göçmenlerden oluşan soysuzlar zümresine birisi Türklerin tarihini hatırlatsın. Türkün asla esarete razı olmayacağı, eninde sonunda birisi çıkıp bu zincirleri koparacağı ve herkesten teker teker hesap soracağını birileri bunlara söylesin. Bu yüzyılın kendileri için iyi geçmeyeceği, büyük süprizlerin çok acı ve sıkıntılı dolu bir geleceğin kendilerini beklediğini söylesin.

Not: bir Müslüman aleni veya gizli laikliği desteklemez. Eğer destekliyorsa bilinki kişi Müslüman değil. FB stadyumunda bu sloganları atanlarda Müslüman değildi. Laiklik sloganı atıp kendisini Müslüman zanneden bilsinki Müslüman değil. Olayı anlamanız için kendimizden örnek verelim; biz şahsen bu ülkenin şıhlar, cemaat ve tarikatlar tarafından yönetilmesini asla istemeyiz. Ülkemizin bir vatikan devleti bir pers devleti gibi bir avuç güya din adamı tarafından yönetilmesini, mal makam ve mülkün bir zümrenin arasında dolaştığını asla istemeyiz. Fakat, devletin din adamları tarafından yönetilmesini istememek ayrı bir olay, ülke içinde Allahı andıran herşeyi hedef tahtasına oturtmak apayrı bir olay. Ülkemizdeki laiklik anlayışıda bunu yapıyor, bizzat Allahı hedef tahtasına oturtuyor. Bizdeki laiklik anlayışı ülkenin yönetim tarzına yönelik değil, doğrudan Allahı hedef alan bir laiklik anlayışı. Özel hayat, özel sektör veya kamu farketmez, Allahı andıran Allahı sembolize eden herşey dışlanıyor, yasaklanıyor ve hedef tahtasına oturtuluyor. Örneğin TRT 'de Allah demek yasaktı. Hayatınızdan, kararlarınızdan, yaşantınızdan Allahı dışladığınız anda Müslümanlıktan çıkıyorsunuz. Bir adım daha ileriye gider ve hayatınızdan çıkarmakla kalmaz, birde İslami sembollere (ezan, başörtü, çarşaf, peygamberimiz sav) düşmanlık beslerseniz ve onlara yönelik saldırgan tutum içinde bulunursanız
o zaman şeytan sınıfına giriyorsunuz. O yüzden, eğer Müslümanım diyorsanız laikliği savunmayın ve laik tiplerdende uzak durun. Allah nezdinde onlar birer şeytan, onlara asla muhabbet beslemeyin, yoksa Allah nezdinde sizde şeytan damgasını yersiniz. Örneğin; ben din adamları tarafından yönetilmek istemiyorum diyebilirsiniz, bizde istemiyoruz. Biz ama aynı zamanda ataistler satanistler veya gayrimüslimler tarafından da yönetilmek istemiyoruz. Kalbinizde gönlünüzde veya bir partiye sempati beslerken içinizdeki bu inanca göre hareket edebilirsiniz, fakat şunuda bir yere not ediniz; ülkemizdeki laiklik anlayışı ile sizinki farklı olabilir. Son yüz yıldır bizi yöneten dinsiz kemalistler Allahsız bir laiklik anlayışı inşa etti. Allahı sembolize eden herşeyi hedef tahtasına oturttular. Eğer birilerinin sloganlarına eşlik edeceksiniz kimlere eşlik ettiğinizi çok iyi biliniz, yoksa sizde İslamdan çıkar ve şeytan sınıfına girersiniz bilginize.

Bu arada; bizim mahallenin bazı kanaat önderleri bu sapkın çıplak dansöze bir kaç yıldır nazikçe nasihat vermeye çalıştı, açılma kızım, edep var namus var ahlak var, seni örnek alan gençler var, yapma etme diye uyardı. Bu sapkın mahallenin cevabı ne oldu; fatih altaylı gibi sapkın mahallenin sapkın önderleri devreye girdi ve ahlaksızlar, sizemi kaldı başkasının namusunu korumak, terbiyesizler gibi ağır yazılar yazdı, bu sapkın mahallenin twitter trolleride anında saldırıya geçti ve ağzı alınmayacak küfür ve hakaretleri bizlere yağdırdı. Biz nasihat edince, verdikleri cevap bu oldu. Şimdi birde onlara bakalım, onlar halt işleyince olaya nasıl bakıyor bir de bu hastalıklı zihniyetin verdiği yanıta bakalım; sapkın dansöz gülşen bize bu hakareti yapınca CHP sözcüsü çıktı ve ne dedi, ne var bunda dedi, fikrini beyan etmiş dedi. Fikriyle ilgili sorununuz varsa fikir tartışma yürütürsünüz dedi. Adamlardaki hastalıklı zihniyeti görüyormusunuz, size her türlü hakareti ve iftirayı atıyor, sonrada ne var bunda diyor, fikrimi söylüyorum, söylediklerimle sorunun varsa benle fikir tartışması yürütürsün diyor. Şu azgınlığa, şu çirkefliğe şu yüzsüzlüğe şu şeytanlığa bakarmısınız. Onlar size aleni saldırdığında sözlü olarak sizi taciz ettiğinde bu fikir oluyor, siz taciz içermeyen nasihat verdiğinizde ise bu özel hayata müdahale ve baskı oluyor, siz ahlaksız şerefsiz ve yobaz oluyorsunuz. Bu mahalleye neden kokuşmuş, hastalıklı ve faşizan dediğimizi şimdi daha iyi anladınızmı? Bunların dünyasında sadece kendileri var, kendi hakları kendi yaşamları kendi düşünceleri kendi inançları, bunun dışında da kimseye saygı veya yaşama şansı sunmuyorlar. Neden bunlardan kurtulmamız gerektiğini şimdi daha iyi anladınızmı? Bu arada, aleni olarak CHP'lilere saydırabilirsiniz, mahkemeye verdikleri anda ne var bunda deyin, CHP sözcüsü için bunlar sadece bir fikir. Fikrimle sorunu olanda benimle fikir tartışması yürütsün, mahkemeye vermesin deyiniz.

Gelelim hapis mevzusuna; değerli dostlar, kokuşmuş mahallenin kutsadığı mekanlar ve mabedler var, bunlar putlar ve sarhoş olmalarını sağlayacak mekanlar. Bunlar dönem dönem bu mabedlere akın eder ve kendilerince hayatı ve yaşamı kutsar. Bu ritüellerinde de çıplak kadınlar görev alır ve onları eğlendirir. Soyu sapı, kökü belli olmayan gülşenin bu hayattaki misyonuda bu. Eğer siz bunların konserlerine gidiyorsanız, bunların ritüel gerçekleştirdiği mekanlara gittiğinizi, sizinde o ritüellerin bir parçası haline geldiğinizi lütfen bilin. O yüzden aman dikkat, bu pisliklerden olabildiğiniz kadar uzak durun. Örneğin; bu çıplak dansöz bir konserinde LGBT bayrağını çıkardı ve kutsadı. O an orada olan herkeste bunun parçası oldu bilgilerine. Parçası olmanın zararı nedir diye soruyorsunuz; küresel çapta LGBT neyi sembolize ediyorsa hangi günahları sembolize ediyorsa, o günah kapıları sizde de açılmış oldu. Sizde açılmasının zararı ne? O günah kapıları açıldığında o günahla ilgili şeytanlar bedeninize girer. Girmesinde ne mahsuru var diyorsanız, o sapkın düşünceler sizde doğmaya başlar ve kimliğinizi, cinsiyetinizi değiştirecek kadar sizi etkiler. Sizde değilse çocuklarınızda. Bununda ötesinde, size sadece kendi günahlarınız yazılmayacak, o sapkın camiada yapılan tüm günahlar yazılacak. Örneğin; bunlar konserlerinde satanist semboller kullanıyor. Siz o an o konserde bulunursanız, satanistlik ve onun günahı sizede yapışıyor.
İslam dininde iki tür günah var birisi bireysel günahlar diğeri ise toplumsal. Bireysel günahlarda siz ne yapıyorsanız onun cezasını çekiyorsunuz, toplumsal günahlarda ise, içinde bulunduğunuz cemaattan herhangi birisi ne günahı işliyorsa, kendi günahınız dışında onunda günahını çekiyorsunuz.

Örneğin; varsayalımki gülşen adındaki pisliğin konserine gittiniz, giriş için para ödüyorsunuz içeride de yapılanları alkışlıyorsunuz. Ne yapmış oldunuz şimdi; orada sergilenen günahlara para vererek maddi destek vermiş oldunuz, alkışlayarakta onaylamış manevi destek vermiş oldunuz. Bu tür pislikler sizin paranız ve alkışlarınız üzerinden bu işleri yapabiledikleri, onları maddi ve manevi besleyen siz olduğunuz içinde onların giydiği her elbiseden, taktığı her satanist sembolden, ağızlarından çıkan her kelimeden sizde sorumlu olacak, bu kişilerin her günahına ortak tutulacaksınız.
O yüzden burnunuzu her yere sokmayın, pislik içeren mekanlardan hatta cemaat ve tarikatlardan uzak durun, yoksa o günahlar sizede yapışır. Günümüz çağı bir örgüte bir guruba girme çağı değil, olabildiğiniz kadar yalnız yaşama çağı. Şimdi; onu hapise atan savcı ve hakim bunu art niyetlide yapmış olabilir, ortamı karıştırmak için, bunlar bizi ilgilendirmiyor, biz burada hakikatın peşindeyiz; hapise girmesi hakmı değilmi? Yüzde yüz hak. Biz olsak çok daha farklı şeyler yapardık, o ayrı, ama ceza alması kesinlikle hak. Kaldıki merak etmeyin, ülkemizi ezik karakterli tipler yönettiği müddet çok yakında bu çıplak dansözü hapisten çıkarırlar, sonra bizim mahalleden özür arkasına özür gelir, kokuş mahallede bunu kahramanlaştırır, bir sonraki ödül töreninde de alkışlatır. Böylesine akıldan yoksun, kazıktan hoşlanan, hakaret yemekten mutluluk duyan ezikler tarafından yönetiliyoruz. Putperestlerin dansözünün hapise girmesi neden hak? İşte burasını çok iyi dinleyiniz; şu twiti hatırladınızmı?

                    

Ruhunu çoktan kaybetmiş gülşenin hakareti ile bu twitteki benzerliği görüyormusunuz. Bu twit gülşenin ettiği hakaretin içeriğini dolduruyor ve bu twitler bu hakaretler istisna değil, bunlar sürekli bu hakaretleri ve bu iftiraları atıyorlar. Burada bireysel bir suç işlenmediği, örgütsel hareket edildiği,
inançlı insanlara karşı bilinçli bir operasyon yürütüldüğü içinde, buna bilerek veya bilmeyerek karışanlar büyük bir cezayı hak ediyor. İnançlı insanlara böylesine çirkin bir damgayı vurmaya çalışanlarda kim? LGBT bayrakları ile ortalıkta dolaşan, çırılçıplak sahneye çıkanlar. Adamlar aleni sapkınlık yapıyor, sonrada bizi sapkınlıka suçluyor. İşin böylesinede garip, trajekomik yanı var. Boşuna dememişler; sen kimsen karşında da onu görürsün. Sizin anlamanız gereken burada bireysel bir suç yok, burada örgütsel bir eylem var. Eylemin amacıda bu toplumdan Müslümanları dışlamak. Sapkınlık damgasını Müslümanlara yapıştırmak, sapkınlığı ve Müslümanlığı özleştirmek, Müslüman kimliğine sahip insanları kimlikleriyle utanmalarını sağlamak. Genç neslimizi İslam kimliğinden soğutmak. Eylem bireysel olmadığı, nihai amacı büyük olduğu içinde ceza o doğrultuda büyük olması gerek. Sanmayınki bu eylem bireysel veya şaka, inançlı insanlara bu saldırılar örgütlü ve bilinçli bir şekilde yapılıyor. Örneğin; küresel satanistler bunun bir ayağınıda batıda yürütüyor, papazları ve kiliseyi her gün manşetlerde sapkınlıka suçluyor. Batı aleminde bunun bir doğruluk payı olabilir, sizin bilmeniz gereken bu manşetlerin iyi niyetle atılmadığı, altında dinlere ve inançlı insanlara yönelik bir saldırı olduğu. Küresel satanistler bilinçli bir şekilde inanca sahip insanları sapkınlıkla suçluyor, inanç eşittir sapkınlık algısını yayıyor. Yapılan bu basit eylem, örgütsel yapıldığı ve nihai amacı çok büyük suç içerdiği, çok büyük toplumsal travmaya yıkılmaya ve kutuplaşmaya sebep olacağı içinde, olaya bireysel bir eylem basit bir suç olarak bakmayın. Müslümanları israrlı bir şekilde sapkın bir topluluk olarak göstermeye çalışanları, böyle bir algının yayılmasına sebep olanları teker teker toplayıp defterini dürün ve bunlara ağır cezalar kesin. Toplumdan dışlayın, iş hayatına dönmelerine müsade etmeyin. Caydırıcı cezalar getirmezseniz, hem bu saldırıların arkasını kesemezsiniz hem o kişilerin kendi mahallelerinde kahramanlaştırılmasını sağlarsınız.

Algı çok kötü birşey. Algı eyleme bakmaz, hakikata bakmaz. Eğer bu söylemler hergün her ortamda dile getirilirse ve bu kokuşmuş mahallede hergün dile getiriliyor, konserde olan olayda bilinçaltına yerleşmiş bir inancın dışa vuruluş hali, bunların bunu çoktan gerçek gibi algıladığının kanıtı, siz eğer buna dur demezseniz bu söylemler o kokuşmuş mahellenin dışına sıçrayıp topluma yayılacak. Yayıldığı zamanda bu kokuşmuş mahallenin rızası peşinde koşan bu kokuşmuş mahalleye özen duyan, onların çıplak dansözlerini takip eden genç nesillerimiz kendi Müslüman kimliklerinden utanç duymaya başlayacak ve gizleyecek. Nasıl birileri bu topraklarda yüz yıllar boyunca inançlarını gerçek kimliklerini gizlediyse, eğer İslama yapılan bu saldırıları durdurmazsanız, bundan sonra inancını ve kimliğini gizleyen Müslümanlar olacak. Yüz yıllar boyunca kendileri ne yaşadıysa bize yaşatacaklar. Ben müslümanım demek utanılır birşey olacak ve Müslümanlar gerçek kimliklerini gizlemeye başlayacak. Günümüzün gençleri boşuna deistim demiyor arkadaşlar, boşuna İslam kimliğini gizlemeye çalışmıyor.

Türk milleti olarak zaten kaybettiniz, sizi yöneten ezikler sayesinde zaten hergün kazık yiyorsunuz ve top gibi sizinle oynuyorlar. Sizde zerre şahsiyet, onur gurur diye birşey bırakmadılar ve sizde buna razı oldunuz. Burada ama söz konusu siz değilsiniz, söz konusu olan Allah. Kendi onurunuz için mücadele vermiyorsunuz bunu anladıkta, Allah içindemi mücadele etmeyeceksiniz. O hakaret imam hatiplilere değil, imam kelimesine hatip kelimesine yani Müslümanlara yönelik. Müslümanlarada böyle bir iftiranın atılmasına izin vermeyin, bu damgayı bize yapıştırmak isteyenlere zerre taviz, hoşgörü, anlayış, acıma göstermeyin. Eğer böyle bir algı yayılırsa, bunu bir 100 yıl değiştiremezsiniz bilginize. Bu algı zaten kokuşmuş mahalleye çoktan yayılmış, artık siz ne yapsanız onların nezdinde sapık birer Müslümansınız. Onları artık kurtaramazsınız, siz gelecek nesilleri kurtarmaya çalışın. Eğer bu algının yayılımını engelleyemezseniz Müslüman kimliğinden utanan, kokuşmuş mahalleye özen duyan, onlar gibi olmak isteyen gençlerin türediğini görürsünüz. O yüzden de bu algıyı bilinçli ve bilinçsiz yayanlara karşı çok ama çok sert tavır göstermelisiniz. Şakada olsa, bilinçsiz yapılmışta olsa, art niyet içermesede, böylesine bir algının yayılımına katkıda bulunmanın ağır bir bedeli olduğunu göstermelisiniz.

Bu bölümü daha önce yazmıştık, yeri gelmişken tekrarlayalım; size kısa bir hikaye anlatacağız, buradan ne demek istediğimizi çok iyi çıkarırsınız. Hikayeyi belki duymuşsunuzdur belki size farklı anlatılmıştır, hiç farketmez esas olan hikayenin verdiği mesaj; bir gün çiftcinin tavuğu çalınıyor. Oğluna, git kim çaldıysa araştır bul ve ağzını burnunu dağıt diyor. Oğlu, tamam baba diyor ama içine sinmiyor, sonuçta bir tavuk, bir tavuk için kişinin ağzı burnumu kırılır diyor ve babasının nasihatını yerine getirmiyor. Babası kendisine sorduğunda da, baba buldum ağzını burnunu kırdım diyor. Bir müddet sonra bu çiftcinin bir koyunu çalınıyor. Oğluna yine aynı emri veriyor, kişiyi bul ve ağzını burnunu dağıt diyor. Oğlunun içine bu da sinmiyor, sonuçta yüzlerce koyunları var, belki kişi muhtaçtır, bir koyundan ötürü birisinin ağzı burnumu kırılır diyor ve yine babasının emrini yerine getirmiyor. Babası, oğlum hallettinmi dediğinde de, baba hallettim diyor. Bir müddet sonra çiftcinin en baba damızlık boğası çalınıyor. Oğluna yine aynı şeyi söylüyor, git bul ve ağzını burnunu dağıt diyor. Oğlanın içine bu da sinmiyor, olan oldu diyor, çoktan kesmişlerdir satmışlardır, bu saatten sonra geri alamayız, kavga gürültüye değmez diyor ve yine babasının nasihatını emrini yerine getirmiyor. Bir müddet sonrada çiftcinin kızı kaçırılıyor. Bu sefer baba, oğluna; ...oğlu bundan sen sorumlusun, eğer tavuk çalındığında hesap sorsaydın bugün namusuna göz dikmeye cesaret edemezlerdi diyor. Burada verilmek istenen mesajı aldınız değilmi? En küçük olayda dahi en sert tepkiyi vermezseniz, saldırıların önüne geçemez, gün gelir namusunuza dahi göz dikmeye cüret ederler. Örneğin; zamanında AK Parti'nin oylarını düşürmek için patates ve soğanları mağaralarda stoklamışlardı, o zaman bunların başına balyoz indirilseydi, bugünlerimizde marketler bu cesareti gösteremezdi.

Bizler yaşanılanlara gerçekten çok şaşırıyoruz; AK Partililer gerçektende çok ilginç bir tür, örneğin biz homo sapianssak onlar homo ezik veya homo kazıkyiyen. Bunlar sürekli saldırıya uğruyor, her türlü tehdit ve hakarete, her türlü operasyona ve saldırıya maruz kalıyor ama ne hikmetse kendilerine saldıranlara birşey yapmıyorlar. Adamlar resmen kazık yemek ve sikilmek için dünyaya indirilmiş. Rabbim kimseyi böylesine bir eziklikle damgalamasın. Örneğin; biz ailemizle marmariste tatil yapacağız, bize karşı bir darbe olacak, ailemize ve torunlarımıza o korku yaşatılacak, biz darbe bastırıldığı an herkesi idam ederdik. Bunlar ama tuhaf bir tür, adamların yüzüne tükürseniz gülüp geçiyorlar.
Örneğin; belirli banka ve iş adamlarının devlete sürekli döviz operasyonu çekmesi ama onlara dokunulmaması. Örneğin marketler. Giderlerimiz arttı dediler ve herşeye fahiş zam koydular. Bilançolarına baktığınızda ama, yüzde iki yüz yüzde üç yüz kar elde ettiklerini görüyorsunuz. Hani batıyordunuz, zarar ediyordunuz? Olan kime oluyor; millete. Kimin sayesinde; bizi yöneten ezik AK Partililer sayesinde. Halbuki bu olaylar AB veya ABD yaşansaydı, bunu yapanlara 30-40 milyar dolarlık cezalar kesilir ve şirketlerine el konulurdu. Ya bizde; bizi yöntenlerde bunu yapabilecek taşşak ve yürek yok. Adamlar herkesle dost olma, herkesle iyi geçinme derdinde. Bunların hayat felsefesinde iyi ve kötü yok. Herkesle masaya oturuyor herkesle antlaşıyorlar. Nasıl bir eziklik ruhuysa nasıl bir imansa bu. Bu eziklerin karşısına iblis çıksa, onunlada oturup anlaşırlar, gel kazan-kazan ilişkisi kuralım derler. Siz iyiyi temsil ediyorsanız ve kötüyle antlaşma yaparsanız ne yapar Allah size; size cezayı keser. İşleriniz sürekli ters gider, antlaşma yaptıklarınızda sürekli size ihanet eder. Bu cezalardan ders çıkarmaz ve yanlışta devam ederseniz ne yapar; sizi tasfiye eder, hakkı yerine getirecek başkalarını başa getirir.

Bizden şimdiden söylemesi, Ak Parti; esad, mursi, hafter, biden, mi6, persler, bae, tüsiad vs herkesle işbirliği kurma niyetinde, kötüyle işbirliğinin hayrla sonuçlanmadığını sonuçlanmayacağını, örneğin barış süreci, bunlar demek halen anlamış değil, bunların geçmişten ders çıkarmadığı çok açık. Yanlışta israr edenede ne olur; Allah cezayı keser. Hocam konjonktör şuan böyle hareket etmeyi gerektiriyor diyorsanız, marketlere dokunamamanızdamı konjonktörle ilgili? Kendi kendinizi kandırmayın arkadaşlar, eziksiniz ezik, sikilmektende hoşlanıyorsunuz. Artık yüzleşin hakikatla. Bakınız; yüz yıl öncesi kurtuluş mücadelesini başlattığımızda konjonktör lehimizemiydi; hayır. 15 temmuz gecesi bu millete tanklarla savaş uçakları ve saldırı helikopterleri ile saldırıldığında konjonktör lehimizemiydi; hayır. Neyinize güvendinizde sokağa çıktınız, kurtuluş mücadelesi başlattınız; Allaha güvendiniz. Siz Allaha güvendiniz, Allah sizi yarı yolda bıraktımı; hayr, yardımını size indirdi, hemde nasıl indirdi. Gökten öyesine bir manevi güç indiki bedenlerinizi tankların önüne attınız. Şimdi yap deseler hiçbiriniz yapmaz. Anlayacağınız, ya haktan yanasınız ya da baatıl. Haktan yana olursanız Allah size yardım eder, olmazsanız yardımını esirger. Bir Müslüman rüzgarın esintisine göre hareket etmez, ya haktan yanasınızdır ya da değil ve bunun bir ortası yok. Örneğin libyada bir harekata başlıyorsanız toplu katliamlar yapan hafteri ezinceye kadar devam edersiniz, yarıda bırakıp hafterle antlaşmazsınız. Suriyede bir harekat yapıyorsanız şama girinceye,
milyonlarca Müslümanı öldüren esadı devirinceye kadar devam edersiniz. Siz ama ne yapıyorsunuz, kıçınızı bir yere sokuncaya kadar harekat, sonrada antlaşalım diyorsunuz. Nasıl bir stratejiyse bu. Hak uğruna harekat yapmadığınız çok aşikar. Kötülükle antlaşma peşinde koşmanızdan zaten hak uğruna yapmadığınız anlaşılıyor. Kötülükle bu işbirlik arayışlarıda hayrla sonuçlanmaz bizden uyarması. Değerli dostlar; Allahu Teala bu yüzyıl iyinin yükselişini takdir etmiş, kötününde çöküşünü. Siz her ortamda sümük gibi kötüye yapışırsanız iyilik yükselebilir, kötülükte çökebilirmi; ne iyilik yükselebilir ne de kötülük çöker. O yüzden aralarında sert bir ayrım takdir edilmiş. Bu ayrımı gerçekleştirmeyenleride Allah kötülükle birlikte helak ediyor, tarihin çöplüğüne gömüyor. Yani, bekleyin ve görün, bu AK Partili ezikler Türk tarihinde görülmemiş bir çöküşle yüzleşecek şimdiden buna hazır olun. Onlara yaşatılacak olanlar çok ibretlik olacak. Bir daha kimse, bırakın kötüyle antlaşmayı kötüyle yan yana aynı odada bulunmak bile istemeyecek. Bu eziklerin vakti saati doldu, Türk milletin AK Partinin ezik ve yalaka tiplerinden kurtulmanın vaktine çok az kaldı. Kokuşmuş mahallede bunların gidişine fazla sevinmesin, çünkü bu yüz yıl İslamın ve Türklerin yükseliş, onlarında çöküşü ve yok oluş yüz yılı. İçinde yaşadığınız topluma ve toprağa her yüz yıl ihanet et, sonrada Allah her yüz yıl size kıyak geçsin, yok öyle yağma. Bu yüz yıl sizden hesap sorulacak, erdoğan ve tayfasınıda mumla arayacaksınız bilginize. Senin iktidarın altında biz her ihaneti her hakareti her çirkefliği yapıyorduk, ey erdoğan senin iktidarında biz üstündük elittik, ne yapsak bize dokunan olmuyordu, şimdi ise çöplüklerde sürgünde yaşıyoruz, neredesin ey erdoğan, biz senin değerini bilememişiz ahıtlarının yakıldığını göreceksiniz.

Batı alemi sürekli özgürlük ve demokrasiden bahsediyor ya, onların değerlerine saldırıldığında onlar ne yapıyor, birde onların tepki veriş şekline bakalım; bunların kendilerine has değerleri var ve siz o değerlere zerrecik saldırdığınızda anında tüm güçleri ile size saldırıyorlar. Biliyorlar çünkü, en küçük saldırıya dahi göz yumarlarsa, ne var bunda ne var bunda der ve saldırıları dikkate almazlarsa, o saldırıların artacağı, o saldırıların toplumda karşılık bulacağı, bir çok kişinin aklını bulandıracağı ve bir müddet sonrada insanların var olan düzeni sorgulamaya, kendilerine karşı bir direniş başlatacağını biliyorlar. O yüzden ateşi beklemiyor, dumanın kokusunu aldıkları an tüm güçleri ile saldırıyorlar. Verdikleri tepkiyide çok abartıyorlar, bu şekilde kendilerine başkaldırış sergilemek isteyenlere göz dağı veriyorlar. Örneğin; ABD'de yahudi veya LGBT karşıtı birşey söylerseniz, ne kadar küçük ve önemsiz olsa dahi kariyerinizi bitiriyor, savcılık ve devlet kurumlarını üzerinize salıyorlar. Sonrada o kişinin düştüğü durumu medya üzerinden yayıyorlar. Neden? Gözdağı. Bize karşı duruş sergilerseniz bu duruma düşersiniz, güzel hayatınıza güle güle der, herşeyinizi elinizden alırız mesajını veriyorlar. Örneğin; 15 temmuzda FETÖ onbinlerce ceset torbasını hazır tuttu, çünkü binlerce kişiyi idam edeceklerdi. Onları yöneten akıl, Türkiye üzerinden tüm dünyaya mesaj verecekti, bize direnen bize başkaldıranın sonu bu olur gözdağısı. Onlar bize bu niyeti kurarken biz onlara ne yaptık? Onları krallar gibi hapishanelerde ağırlıyoruz, bir çoğunuda serbest bıraktık, aileleride ülkemizde rahat bir hayat sürdürüyor, örgütlenmeye ve ihanete devam ediyor. Biz ve onlar arasındaki farkı görüyormusunuz? Neden kimsenin bizden korkmadığını şimdi daha iyi anladınızmı? Kendi ülkemizde marketler ve bankaların bizlere neden bu kadar rahat saldırdığını şimdi daha iyi anlıyormusunuz? Eziğiz çünkü, ezik. Vakalar bireysel ve küçükken buna müdahale etmemiz gerekirken, etmedik, şimdide çok geç kaldık. Bize muhalif ne kadar tip varsa, hakaret etmekten vatana ihanete kadar herşeyi yapma özgürlüğünü kendisinde görüyor. İşte bu duruma getirmemek içinde batı alemi ne yapıyor; en ufak saldırıya en sert şekilde tepki veriyor.

Örneğin; deniz furkan adındaki pisliğin İslama yaptığı hakaretin aynısını siz eşcinsellere
yapın, mesajın içindeki İslami kavramları çıkarın ve yerine eşcinsel kavramını koyun ve onun attğı mesajın aynısını atın, hemde bunu kendi ülkemizde yapın, sonrası bakın bakalım size ne yapıyorlar; sivil toplum örgütleri, meslek odaları, sendikalar, muhalefet, fondaş medya, sanat alemi, TÜSİAD, AB sözcüsü, ABD dışişleri bakanı sözcüsü hepsi topa girer, twitterde hesabınızı kapatır, ülkemizin hakim ve savcılarıda hakkınızda soruşturma başlatır, neye uğradığınızı şaşırırdınız. Neden çünkü onlar bir çete ve onların kutsalı eşcinsellik ve onlar kutsallarına herhangi bir saldırıyı asla müsamaha göstermiyor. Küçük gedikler büyüklerine sebep olur diyor, saldırı ne kadar küçük olsada bugün buna dur demezsek, bu akım yarın çoğalır, bize yapılan bu olumsuz düşünceler ve saldırılar zehir gibi yayılır ve önünü alamayız diyor ve ilk günden itibaren en sert şekilde tüm imkanlarıyla o saldırıyı bastırıyor, kendilerine yapılan her saldırının cezasız kalmayacağını size hissettiriyorlar. Onlar ile bizim aramızdaki farkı görüyormusunuz? Biz namaz kılarız, oruç tutar ve ibadet ederiz, ama onların eşcinselliği savunduğu kadar İslamı savunmayız. Davasına kim daha adanmış; onlar. Bu yükle bu utançla biz nasıl hakkın karşısına çıkacağız?

Örneğin; sosyal medya fenomeni jahrein yıllardır AK Parti ve bizim mahalleye çaktı, dindarlarla alay etti, İslama laf etti ve bu kişiye kimse dokunmadı. Jahrein bu seferde CHP ve PKK 'ya çakayım dedi, ya sonrası ne oldu; anında twitter hesabını askıya alındı. Onlar ile bizim aramızdaki farkı görüyormusunuz, onlar neden dünyaya hakim olduğu, bizden ise neden bir maydonoz olmadığını şimdi daha iyi anladınızmı? Jahrein, kokuşmuş mahalleye hitap ediyor, o kokuşmuş mahalleyede PKK hakkında olumsuz bir bilgi sızmaması gerek, CHP o mahalleye önderlik ettiği için, CHP'nin imajı zerre zedelenmemesi gerek. Bunu sağlamak içinde ne yapıyorlar; kaç milyon takipçisi var, AB ne der, sivil toplum örgütleri veya iktidar ne der buna bakmıyor, en küçük eleştiride anında susturuyorlar. Biz ne yapıyoruz; PKK 'lının cenazesine gitmeyen HDP milletvekiline soruşturma açtırırım, PKK 'lı gençlerin ölüsünede dirisinede sahip çıkacağız, başkan apo 'nun heykelini dikeceğiz diyen demirtaş gibilerine yıllarca göz yumuyor, ülkeye fitne ve fesat yaymasına müsade ediyoruz, üstüne muhalefet partilerin o kişileri kahramanlaştırmasına izin veriyoruz. Bugünlerde de ümit özdağ gibi soyu sapı belli olmayan bir kafkas göçmenin operasyonlarına, yalan ve iftira merkezli fitne çalışmalarına tanık oluyoruz. Buna dur diyen birisi varmı; yok. Demirtaşa dur diyen olmadı, sonuç; özerklik ilan etti, cumhuriyet tarihimizin en büyük isyanıyla karşılaştık. Hendek çatışmalarında yüzlerce şehit, binlerce gazi verdik. Bundan ders çıkaran oldumu; olmadı. Şimdide ümit özdağ adındaki pislik ortalıkta dolaşıyor ve devlete karşı isyana davet ediyor. Birileri rahat rahat devlete meydan okurken, millete operasyon çekerken, devlet nerede; her zamanki gibi ortalıkta yok. Yokmu bu devletin bir sahibi; Allahımız dışında kimsemiz yok. Muhalefet hainlikte birbiri ile yarışıyor, erdoğansa yalakalıkta acizlikte ve eziklikte dünya ile yarışıyor. Soruyoruz; böyle bir devletin böyle bir milletin ayakta kalma şansı varmı? Yok. Rabbim Türk milletini korusun. Büyük taarruzun yüzüncü yılı kutlu olsun. Aynı gün gerçekleşen Malazgirt zaferimiz kutlu olsun. Rabbim Türk milletine daha nice taarruzlar ve zaferler nasip etsin. Savunan değil saldıran olmayı nasip etsin ve bu aziz millete ezik değil, savaşcı ama aynı zamanda adaletli liderler ve önderler bahşetsin. Hayırlı cumalar.






kelimelerden türemiş hurafeler